Yazıklar Olsun

Epeydir yazmadım derken zihnimin fonunda Orhan Gencebay çalmaya başladı ve otomatik olarak bu sözler. “Yazıklar olsun, yazıklar olsunKaderin böylesine, yazıklar olsunHer şey karanlık, nerde insanlıkKula kulluk edene yazıklar olsun.” Evet her şey karanlık, ömrümün en karanlık çağından geçiyorum. Uzuncana bir zaman dilimi. Bitemedi maalesef, çağın aslında aydınlığına tezat bu karanlıktan çıkacağımız günlere doğru çentik atıyorum…

Yine bir Corona günündeyiz

Yine ailecek evde oturuyoruz. Öyle günlere gelmişiz ki alışveriş listesine motor yağı eklemeli mi, paslanan eklemlere ne gerekir ki diye düşünceler uçuşabiliyor zihnimde. Koronada sınırdayız yani. Duygulara girmiyorum, kalmamış o nadide papatyalardan eser, hepimiz roboto bağlamışız. Geyik üstüne geyik anlayacağınız. Kafamda bin tane şey yani. Ama geçiniz hepsini. Az önce duş aldım. Anlatacaklarım gayet genel…

Şiştik Cümleten

Şiştim Şiştin Şişti Şiştik Şiştiniz Şiştiler Benim için Mart 2020 ortasından bu güne uzanan dönemin kısaca özeti ya da belki güncel durum raporu olabilir sanki. Daha 2020’den 3 ay ve ne olacağı bilinmeyenlerle dolu 2021 yılı önümüzde boylu boyunca uzanmakta… Şişiyorum Şişiyorum Şişeceksin

Koronatak

Bu turtaya ve altında yazanlara bakıp gözyaşlarına boğulmam normal midir? Yoksa bir korona atağı mı geçiriyorum şu an? Aynen de öyle oldu! Gün bitiminde, ufaklık yattıktan, abisi odasına nadiren çekildikten sonraki saatlerde bakabiliyorum birşeylere; haberlere, instagrama, emaillerime. Akşamla gece arası bir zaman dilimine sıkışıyorum çoğunlukla ben. Ondan öncesi evi temizleyen, yemekleri yapan, ütüleyen, alt değiştiren…

Ömür dediğin…

Ömür dediğin kaç sene eder?  Bilinmez elbet. Bir süre biçmek zor. Ama bu kadar kısa da olmamalı. Henüz ömrünün baharında, henüz yarısını bile doya doya yaşamadan göçmemeli bu dünyadan. Zamansız gidişler, ardında yüreği dağlanan analar bırakır. Allah o analara sabır versin.

Çizgili Pijamalı Bruno, beni mahvettin…

Ahhhh ki ne ah.. Bruno beni mahvetti… Bu kadar derin, hazin, tarihin en acılı, en utanç verici sayfalarında yerini almış, zaman geçtikçe, o sayfalar her açıldığında, insanın kalbinde yarattığı hüzün dalgası asla azalacak gibi olmayan bir dönemi bir çocuğun gözünden bu kadar yalın anlatabilir bir yazar. Adı; John Boyne. Kendisini hiç tanımıyorum. Okuduğum ilk kitabı; “Çizgili…

Niyet

Gezegenler acayip açılardan birbirine göz kırparken, sen ne bakarsın öyle boş boşşşş? Sen de bak. Kırpıştır gözünü şöyle yandan yandan. Sen bilirsin yani. Ben de bir takım bakışlar atıyorum elbet, kendimce. Hatta flört ediyorum gezegenlerle. “Gelin de iki lafın belini kıralım” diyorum mesela. İletin diyorlar güzel mesajlarınızı, ben de onu yapmaya gayret ediyorum işte. Kendim…

Yazmak lazım

Uzunca bir duraklama dönemi oldu biliyorum. Ama artık vücudumunun bir dile gelmediği kaldı. Her bir organımdan uyarı sinyalleri alıyorum. “Artık yeter” diye! “Düşün de bul” diye! “Hayır orası değil bu taraftan gideceksin” diye! “Kendini oyalama artık” diye! Bunlar çok karmaşık, anlamsız gelebilir. Nasıl baktığınla ilgili. Çok uzun zamandır hastalıklar ve onların altında yatan mesajlar konusunda…

Kasım

Yazıp çizemesem de epeydir, hayat tüm hızıyla akıyor benim için son aylarda. Ekim’in gelişini hayal meyal, bitişini kesinlikle anımsamıyorum. Kendimi senenin en sevimsiz ayının içinde, üstelik son derece hazırlıksız buldum bu sene. Sevmem Kasım’ı öteden beri. Demem odur. Hüzündür Kasım. Atam’ın gidişidir, bir de koca bir senenin bitişinin habercisi… Her yanı hüzün kaplı yani. Tam kış…

Astrolojik işler

İki astrolog yanyana gelse ve sohbete dalsa, muhtemelen Çinceyi az biraz daha iyi anlarım derim. Astrolojiye yakınlığım teknik anlamda sıfır olsa da hissi anlamda Leyla ile Mecnun gibiyiz. Açıların derecesinin ehemmiyetini, bunun ne anlamlara geldiğini, evleri, ay hallerini falan sormayın bana. Ama senin burcuna Satürn girerse eyvahlar olsun!, Jüpiter girerse allah nazarlardan korusun kardeş diyecek kadar…