Günaydın :)

  “Geçmişte yaşananları unutalım” Klasik film repliklerinde en başı çeker sanırım… Ama Hayır ! Geçmişte yaşananları unutamazsın. Hatalarını, Üzerinde itinayla iz bırakmış tüm yaralarını, Kalp kırıklıklarını, Kendinin bile bilemediği, Hiç sormadığın hayallerini, O hiç bilmediğin hayallerinin sende yarattığı boşluğu, Suçluluk duygusunu, Tüm bunların göğsündeki ağırlığını… Bilsen de hepsini, Tek tek sebeplerini, Şu anda bu noktaya nasıl…

Nefes

Hayatının hangi zaman diliminde takılırsın? Bugün? Yarın? Yoksa dünde mi? Aslında sanki hiçbiri… Hayatın içinden sadece geçiyoruz gibi … Çoğu zaman da hiçbir zamanını yaşamadan! Öyleeee bomboş. Anda değiliz aslında. Geçiyoruz işte. Direksiyon başında sen olmana rağmen evine ulaştığında o arabayı nasıl kullandığını anımsamamak gibi. Bunu algıladığımız o an bir ürperti oluyordur mutlaka. Ama sadece…

Dünya dönüyor…

Dünya dönüyor lakin sen güneş değilsin… Ezelden beri süregelen kadın ve erkek olma hallerine selamlar olsun.   Ben erkek gibi büyüdüm. Zaten erkek olacak diye beklemişler. İsmim falan her şey hazırmış, o kadar yani. İki hafta, kız oldum diye isim koyamamışlar. Hayal kırıklığına bak sen. Derken beklenen erkek için özenle seçilmiş isme uygun bir düzenleme…

Güzel günleri görmek gerek…

Neden mutsuzsun? Damarlarımızdaki kan acıbiber sosu ile mi karıştırılmış acep? Yoksa ara ara düştüğümüz bu huzursuz ruh halinin sebebi ne ola ki? Aç değilsin, açıkta değilsin demiş birileri… E daha ne istersin? “Ruhumu dindirmek isterim” denebilir belki yargılamadan sorsalar, sorsak… Ruhumuzu unutarak yaşıyoruz çoğunlukla. Bununla beraber, tüm sorunlarımızın cevaplarını da biliyoruz aslında. Dün tam da başucu…