ZAMANSIZ / önsöz

‘Hadi sen de yaz o zaman…’ dedi kendi kendine Guha

Diyeceğim çok şey var. Ama kafam çok dağınık. Toparlamaya çalıştıkça daha da çok dağıldığımı düşünüyorum.

Konudan konuya, ordan buraya derken zamanın hızına da yetişemiyorum. Su gibi. Yapılacaklar listesi uzadıkça uzuyor. Bir yoldayım evet. Öyle derler ya, işte o dediklerinden. Biliyorum yolda olduğumu ama ben yolun başında bir şeye takılı kalmışım, asılı kalmışım sanki. Bazen olduğum yerde sayıyor gibi bazen de fizana varacak gibi hissediyorum. Ama en çok buradayım. Yetemiyorum. Herkesten önce kendime.

Aklımdan ne geçtiğini de bilmiyorum açıkçası. Ama çok şey var demek istediğim. Musluk tıkanmış gibi. Bir açılsa kapatmak mümkün değilmiş gibi hissediyorum. Sonra da ‘amma abarttın ha!’ diyor içimden öteki. Ah o var ya, o zihin denen diğeri. Evrende ondan beteri yok döven kendini. Kendi kendimizin en büyük düşmanı aslında. Dinlemek yerine parmaklarımı amade ettim emrine ben de. Belki o zaman darlamaz beni. İleride sorarlarsa neden yazıyorsunuz diye, bak derim o zaman ben de; ‘içimi en çok kemiren düşmanımdan (!) kurtulmak için başka çarem yoktu’ diye.

Aldım sazımı işte önüme yazıyorum sadece. Gerisini düşünmek istemiyorum. Gerisi zihnimle parmaklarımın buluşması. Hangi harflere gideceğini bile kestiremiyorum. Kafam donuk. Kafamın içi bulanık. Sisli, puslu, rüzgarlı. Üşütüyor bazen. Bazen de içine kapanıyor, hiç ulaşamıyorum. Bazen vazgeçiyor. Bazen somurtuk. Belki biraz ümitsiz oluyor. Sonra toparlıyor. Ama çoğunlukla toparlayamıyor. Ne diyecekti, şimdi ne düşünmüştü? Ne yapacaktı? Buraya neden geldiydi?

Sonra tekrar başa sarmaca. Sürekli boşlukta olma halinde yani.

Ben de dedim ki; ‘sen de yaz o zaman’.

Belki o zaman çıkar ne diyeceğin. Belki toparlanır zihnin. Düzenlersin, sıraya sokarsın diyeceklerini. O zaman ne diyeceksen belki daha rahat dersin. Sen bir yazmaya başla hele.

Velhasıl, ben de aldım sazı elime, başladım işte yazmaya.

Hep beraber göreceğiz ne çıkacağını. Zihnim şu an parmaklarıma komut veriyor. Ben sadece tuşlara ve arada da ekrana bakıyorum gibi. Bakarken de şaşırıyorum hatta.

Hadi kalk !

bir silkelenelim. Kahve koy kendine.

Hadi kalk

hayata karışalım. Camdan bak dışarıda dumanı tüten vapurlara doğru.

Hadi kalk !

Yazalım ne yazacaksak madem. Bırak bugün de yapılacaklar listeni kenara. İşin bitince bıt bıt beynini yiyecek o uzayan ama hep aynı listen. Oyalarsın sonra kendini bolcana.

Hadi !

kalk.

Nefes al ve ver. Yaz yahu yaz. Ne dediydi hocan, deli defteri gibi düşünmeden. aynen de öyle yapacaksın. Çocukluğundan bugüne değin seni bundan daha çok rahatlatan ne oldu ki sanki? Yazıvermedin mi bulduğun her kağıt parçasına şimdiye değin. Toparla o kağıt parçalarını, paçavralarını, çıkacak hikayen. Zaten orada. Sen hele bir kalk.

Kalk da başla artık yapıştırmaya dört bir yana incelikle savurduklarını.

Buna da kendini bilinç akışında motive ederken yazma methodu desinler. Bu da hikayemin önsözü olsun madem.

ONÜÇNİSANİKİBİNYİRMİİKİ

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. idil idil ocak adlı kullanıcının avatarı idil idil ocak dedi ki:

    Yazarım bak sonra oturur iki duble rakı içer bakarız maziye..
    Çok severim seni hem de çok 💓

    DL iPhone’umdan gönderildi

    Liked by 1 kişi

idil idil ocak için bir cevap yazın Cevabı iptal et