Tam iki ay olmuş bu yazıyı yazalı. Bayağı bir atalet sarmış demek ki beni iki aydan beri. Bir iki düzeltmeden sonra aynen yayınlıyorum yazımı.
iyi okumalar;
Hiç oldu mu size de? Durup dururken, günlük olağan hallerdeyken mutluluktan, keyiften kahkahalar atmak isteği ile içinizin coştuğu?
Sevgili bir dost ile şahane bir filmin ardından yapılan hoş, hayata dair, derin bir sohbetten sonra, yılın diğer 364 gününden hiç de farkı olmayan bir günün öğleden sonrasında, içiniz sadece keyiften kıpır kıpır oldu mu?
O sevgili dosttan gelen kıymetli bir kitap hediyesi üzerine duyulan heyecan ile kalbinizin sevgiden taşabilmesi. O kadar basit, o kadar sıradan şeylerden en son ne zaman keyiflendiniz?
İş, güç, hayat mücadelesi, memleket meseleleri hepimizin ortak derdi. Hayatın en boktan gittiği dönemlerde bile baharın dalları şenlendirdiği o şahane resimleri farkedebiliyor musun? Sen ondan bahset.
Bakmak var, bir de görmek. Sen bakanlardan mısın yoksa görenlerden mi?
Hayat aslında sadece şu an’dan ibaret biliyor muydun?
Mesela bu cümlenin bittiği satırla beraber o cümlenin yazıldığı an da bitti. Şimdi yeni cümlelerin sırası. Yazarken akan yeni güzel cümlelerin.
Bugün 36. İstanbul Film festivali başladı. İlk filmim de bugüne denk geldi. Muhteşem bir film. Genç Karl Marx. İngilizce, Fransızca, Almanca. Tüm diller, tüm duygular, hayata ve geleceğe dair isyan da dahil tüm his, fikir ve eylemler havada uçuştu. Çok çok beğendim. Karl Marx ve Engel’in gençlik yılları, serüvenlerine başladıkları ilk dönemleri. Bizim dönemimizle kıyaslanamaz bile. Modernizmin temellerini atan insanlar. Değişim sancılı ve uzun süren bir serüven. Değişiyoruz. Biz içindeyken farketmesi zor ama çok şükür ki kaçınılmaz olarak her şey her gün değişmeye devam ediyor.
Benim anlatmak istediğim bunlar değil. Ama görün bu filmi diye bir paragraf yazmak istedim. Yazının başlığı ile Bergüzar Korel’in ne ilgisi var diyebilirsiniz. İlgili günün akşam üstü albümü dinlerken bende uyandırdığı güzel duyguları paylaşmak ihtiyacı ile başladım yazıma.
Tam 1 sene oldu. Bergüzar Korel’in Sezen Aksu şarkılarını yorumladığı albümünü aldığımdan beri. Sezen Aksu’yu çok severim o ayrı. Benim aşık olduğum Bergüzar Korel’in duru sesi ve yorumu. Bu CD’yi ne zaman dinlesem içim sebepsiz kıpır kıpır oluyor. Kendimi en kötü, en tarumar hissettiğim zamanlarda ne yaparım biliyor musunuz? Ya böğür böğür ağlarım ya da müzik dinlerim. Ve bu şahane kadının sesi beni tekrar hayata döndürebilen o tonlardan bir tanesi. Gülmek, dans etmek, nefes almak, nefes aldığımı hatırlamak aslında. O buğulu sesin bendeki etkilerinden bazıları bunlar işte.
Bergüzar Korel çok güzel bir insan. Tanımıyorum şahsen kendisini. Ancak bu albümü yeter. Bu kadar güzel şarkı söyleyebilen birisi kötü olamaz ki. O duru sesi insana huzur veriyor. “Herşey çok güzel aslında, bak sen de gör” der gibi.
Kollarınızı kocaman iki yana açmak ve hayatı olduğu haliyle kucaklamak zor geldiğinde, Bergüzar Korel ve Aykut Gürel’in bu muhteşem ve zamansız albümünü dinleyin derim. Yardımı olacaktır mutlaka.
Güzellik dileyin, güzellik olsun!
sevgiyle…
bergüzar korel-o zaman şarkı söylemek lazım, sevgiyle dinleyiniz efenim
BeğenLiked by 1 kişi
Aslıcım,
Güne senin yazını okuyarak başlamak bana da iyi geldi. Bergüzar’ı muhakkak dinleyeceğim. Benim için de müzik önemli, tavsiye için sağol
arkadaşım
BeğenBeğen