Her gün aslında bir mucize!
İnanır mısın bugün hep pozitif düşündüm ve çok huzurluyum şu an…
Her şey içinde aslında biliyor musun? Sen evrene negatif gönderme yeter…
Şöyle düşün böyle ol. Böyle düşün mutlu ol!
Hep mutlu hep huzurlu…
Lay la lay la lay laaa…
Şirinler miyiz biz yahu?
Dört yanımız sarılmış pozitif deyişlerle;
İyi tarafından bak!
Bardağın dolu tarafını gör.
Göremezsen kutunu açalım, vs.
Newsweek’in Eylül sayısında çok enteresan bir makale okudum 2-3 hafta evveldi sanırım. Yazı aklıma takıldı. Mutlaka bende kalanları paylaşmak istedim.
Hakikaten pozitif olalım da nereye kadar. Çoğu zaman insan kendini o kadar da kolay toparlayamayabiliyor. Bazen dumanlı havanın dağılması sürebiliyor. Ya da bazen “tamam yırttık, şimdi mutlu olacağım, an bu andır dostum” derken olmuyor işte. Kendini yine kötü hissetmeye devam edebiliyorsun.
Etrafımızda o kadar çok “pozitif düşün mutlu ol” uyaranı dolaşıyor ki, yumurta tavuk döngüsüne girip, kendini daha da suçlamaya başlıyorsun. Çünkü sanki aslında kendine yeteri kadar “mutluyum, mutlusun, mutlu” telkini yapamadığın için bu haldeymişsin gibi düşündürüyor her taraftan fışkıran “be positive” söylemleri. Ve kendini daha da kötü hissetmeye başlıyorsun.
Yazıyı okuyunca o yüzden bir ferahladım.
Sorun bizde değilmiş müjde 🙂
Oh be !!!
Yahu bu duygu denen şey var ya; öyle eğip, bükebileceğimiz, istediğimiz ya da istenilen şekle sokabileceğimiz birşey değil ki.
Bugün iyi hissedeceksin, hissetmelisin artık, hissetsene be!
Yok böyle bir komut ve böyle bir uygulama… Varsa söylesin biri, indirelim hemen.
Duygu denilen şey zaten son derece karmaşık. Hayatın kendisinin ne kadar ne olduğu konusuna girmek istemiyorum. Konu sapar, çıkamam şimdi içinden.
Hayat, zor ve çirkin yüzünü bize gösterdiğinde dur ben pozitif bakacağım diyemezsin. Kandırmayalım kendimizi. Dolayısıyla senin bu duygu hali üzerinde aslında bir kontrolün yok. İyiysen iyisindir. Kötü hissediyorsan da kötü hissediyorsundur. Aslında bu kadar basit. Sonra bir de bu şekilde hissetmenin son derece normal ve insani bir durum olduğunu da hatırlatıver kendine arada.
Pozitif düşünme denen baskının kişi üzerinde aslında o kadar da pozitif bir etkisi olmadığını kabul etmişler. Ve aslında insanı depresyona sokacak derecede tehlikeli bir yaklaşım olduğu üzerinde duruyor yazı.
Her daim mutlu olabilmek ne kadar gerçekçi?
Mümkün değil kardeşim.
Yok annem (!) öyle bir şey…
Sürreal bir kafada evet ama her şeyi bir kenara bırak biz Türkiye’de yaşıyoruz.
O yüzden rahat rahat dağlayın dağlayabildiğinizce yüreğinizi diyeceğim o da olmayacak.
İnişli çıkışlı takılalım. Kendimize ekstra yüklenmeden devam.
Karanlık mutlaka aydınlanacak.
Ve fakat sırayla.
Ama ben hala kendimi kötü hissediyorum, neden? diyerek kendimizi strese de sokmayacağız o zaman.
Kötü hissetmek de insana dair bir şeymiş.
Utanılacak birşey yok bunda yani.
Bak öyle diyorlar, aç sen de oku….
“Yani ben aslında mutlu olmayı şeçmiştim kardeş.” dediğinde mutlu olunmuyormuş.
Olacak iş mi zaten?
Vallahi bu yazı yüreğime su serpti. Okuyun bir ara. Ben, bende kaldığı kadarını kendimce anlatmaya çalıştım.
Diyorum ki kısaca, “hey mutluluk sana iki çift lafım var. Ben buradayım. Koşmam daha da peşinde.”
Bu da olmadı tabiki.
Alışageldiğimiz şekilde konuyu pozitif yaklaşımda bağlayalım :)))
Güneşi uyandıralım :)))
Not: Yazıda bahsi geçen makaleye buradan ulaşabilirsiniz.
One Comment Kendi yorumunu ekle