10 Kasım’da başladı her şey. Sonradan ayanlar da dahil olunca Ata’mın huzuruna çıkanlar sel oldu malum o gün. Her 10 Kasım’da olduğu gibi çok çok duygulandım yine saat dokuzu beş geçe. Ve elbette ağlıyorum o an. Fakat bu sene hüznüm tüm gün sürdü ve bitmedi. Gündemdendir, özlem katlandı tabi vs derken 1 hafta oldu….
Kategori: Ordan burdan
10 Kasım
Yıl 1938, Yıl 2016… Zaman aktıkça sen de damarlarımızda akmaya devam edeceksin… Sen olmasaydın, bugün bu topraklarda O-LA-MAZ-DIK nokta. Ruhun şad olsun…
Yeniden Başla
Ahhh 90’lar. Gençliğimin ilk yılları 🙂 Çok romantik bir giriş olabilir bu. Öyle olsun bu sefer de. Realist, idealist değil bu sefer romantik olsun istedim… Realizmin sertliğinden yorulmuş gönüllere gelsin bu yazım o vakit. 90’ların başında üniversite maceramın ilk dönemlerine rastgelen bir albüm. Bugün sorsalar bana, bir adaya düşşen ve yanına alınacak albümleri seç yavrum…
“Pozitif Ol!” deme bana…
Yollardayken kelimeler dizi dizi sıralandığında kafamda genelde telefonumu kapıp ya da kağıt kalem ne varsa o an elimde üzerine not alıyorum. Bazen de aldığım notları unutup devam ediyorum. Bugün telefonumdaki notlarımı karıştırırken 20 Eylül tarihli bu karalamalarımı buldum. Aşağıda temize çektim. Sanıyorum o okuduğum makaleden sonra yazmışım uçaktayken daha. Gerçi o makale üzerine bir yazı yazmışım…
Ömür dediğin…
Ömür dediğin bugünden yarına kadar… Aslında bu kadar basit. Net Kısa gibi dursa da, Çok uzun aslında. Neresinden bakarsan onu görürsün… Aslında o kadar yalın ki her şey. Onu bu kadar komplike yapan biziz, Bir çok anlam yükleyen biz. Yaşa git halbuki. En temiz, en düz. İnsan gibi ! Sevdiklerinle bugünde kalmaya bak. Düne takılmadan…
Ne kadar Çıplaksın?
Tam olarak ne kadar çıplak olduğunu merak ediyorum. Ya da bir insanın ne kadar soyunuk olabileceğini? Üzerindeki kimlikleri, o kimliklerin getirdiği davranış kalıplarını ne kadar çıkarabiliyorsun? Hangisini giyinmek istediğini söyleyebiliyor musun? Merak işte. Bugün de bunu merak ettim. Kimliklerinin sana yüklediği görevlerinden hoşnut musun? İstifan cebinde mi dolaşıyorsun yoksa? Neden sevmediğin halde yapmaya devam…
Eylül
Böyle Polyanna tadında bir yazı yazmak niyetinde değildim. Aslında uzunca süredir aklımda olan başka bir konum da vardı. Ama ne bileyim. Bende yazmak başka türlü bir his. Elime kalemi aldıktan sonra kelimeler kafamdan önce kağıda dökülüyor. Bu hep böyleydi. Çocukluğumdan beri. Yazarken yazı kendi yolunu buluyor ve akıyor işte. O yüzden kafamdaki konuyu başka bir…
Gerçekler vs Hayaller
Müzikleriyle hatırlanan filmler vardır. Belki bu da onlardandır, bilmiyorum gerçekten. Ancak tek emin olduğum Joni Mitchell’ın iliklerime işleyen sesi ve o muhteşem şarkının dümdüz, apaçık sözleri ve elbette Emma Thompson’ın harikulade etkileyici perfomansı. Film çok eski; 2003 yapımı, seyredeli de yıllar oldu. Ancak, kulaklarımda çalmaya devam etti. Hep hatırlattı müzikleriyle kendini. Öyle bir film. Son derece…
Arafta kalmış bir Kuşak
Şayet bir kuşaktan bahsederken araf kelimesini de aynı cümle içinde kullanacaksak, bu sanırım 70’ler için uygun olacaktır. 70’li yıllarda doğanlar aslında arafta kalmış bir jenerasyondur… Ebeveynlerimiz tarafından “aman dikkat!” önsözü ile büyütüldük. Söylediklerimize hep dikkat ettik! Çok sesli gülmedik, tartışmalarda çok sert çıkışmadık, kurallara hep uyduk. En sıkı muhalif ruhlular tarafından en temkinli şekilde yetiştirildik….
Hayat andan ibaret
Hayatın senden aldıklarından ziyade, ona ne eklediğin önemli olan! Sizce de bu fotoğraf böyle bir çığlık atmıyor mu? Resmi görünce hiç düşünmeden altına bu notumu yazmışım. Merak edenler için bu fotoğrafı Fotis Atelier ‘in instagram sayfamda epey bir vakit önce paylaşmıştım. Etrafınıza şöyle bir bakın. Görmek için bakın ama… Ben bunu yaptığımda çok fazla endişeli, mutsuz, epey…