Brimstone

Geçen haftasonu sinemaya gittim; “Brimstone”. Epeydir dikkatimi çeken bir filmdi. Bununla beraber derdi nedir tam olarak da bilmediğim bir filmdi. Ama afişi falan dikkatimi çekmiş işte bir kere. Gittim. Bir hayli karanlık baştan söyleyeyim. Bir insanın girebileceği en karanlık hallerden potpori yapmış yönetmen. Bir de Hollandalıymış yönetmen. Tak tak tak diye kıvırmadan anlatıyor derdini. Kısaca…

Bergüzar Korel; güzel insan!

Tam iki ay olmuş bu yazıyı yazalı. Bayağı bir atalet sarmış demek ki beni iki aydan beri. Bir iki düzeltmeden sonra aynen yayınlıyorum yazımı. iyi okumalar;   Hiç oldu mu size de?  Durup dururken, günlük olağan hallerdeyken mutluluktan, keyiften kahkahalar atmak isteği ile içinizin coştuğu? Sevgili bir dost ile şahane bir filmin ardından yapılan hoş,…

Şimdiden başka zaman yok!

Geçmiş ve geleceğin önemi yok… Şimdiden başka bir zaman da yok! Gerisi hep bizim uydurmamız aslında. Yazıyoruz türlü türlü senaryolar. Kimi geçmişten uzamış gelmiş. Kimi henüz yaşanmamış yarınımıza dair. Senaryo yerine doğaçlama girsek hayata pek bir güzel gelecek her şey. Ekşi Elmalar filmini yeni seyrettim. Olsun seyrettim ama. Siz de seyredin mutlaka. Yılmaz Erdoğan şahıs olarak…

Ferzan’ın İstanbul Kolajı…

‘Küfür edesim var, tükürükler saçarak hem de’ dersin. Herkese, ama en çok da belki kendine. ‘Haykırasım var aşkımı, bulmuşum işte ömrüme bedel olanı. Eminim hatta’ dersin. İçinde kalsın istemez, gönlünün düştüğü de bilsin istersin. Çaresizce aşkına sarılmak istesen de sarılamazsın işte… Çocukluğunda haykıramadığın, en sevdiğin olması gereken o en heybetli adama; babana böğürerek ‘senin yüzünden’ diye bağırmak…

La La Land, müziklerine doyamadığım.

Bu sene seyrettiğim en güzel film. Bekleyişim çoook uzun sürdü. Beklentiler önceden set edilirse hayal kırıklığı daha büyük olur derler. İnanmayın. Çok sıcak. O kadar ki buz tutmuş kalbiniz ısınıyor filmde. O kadar samimi ki, o kadar basit, o kadar hayata dair, o kadar özgün, o kadar naif, o kadar hüzünlü… O kadar ki yani…

Eureka !

Dün gece elimde şahane bir kitap ve kafamdaki arapsaçının her bir çözülen düğümleriyle tam da aynı anda salona doğru koşarak ‘evreka’ diye bağırmak geldi içimden… Eureka ! (evreka diye okunuyor) Çıplak vaziyette değildim elbette. Ve elbette evren için çok da önemli bir keşif değildi benimkisi. Arşimet’e selamlar olsun ancak ben kendime kadar bir keşifte bulunmuştum. Ve…

Pozitif olmasak da mı yaşasak?

Her gün aslında bir mucize! İnanır mısın bugün hep pozitif düşündüm ve çok huzurluyum şu an… Her şey içinde aslında biliyor musun? Sen evrene negatif gönderme yeter… Şöyle düşün böyle ol. Böyle düşün mutlu ol! Hep mutlu hep huzurlu… Lay la lay la lay laaa… Şirinler miyiz biz yahu? Dört yanımız sarılmış pozitif deyişlerle; İyi tarafından…

Güzel bir Kitaba dair notlarımdır…

Bir uçak yolculuğu sırasında elimdeki kitabın yarısını bitirdiğim an içimde coşan duyguları kağıda dökmek ihtiyacı hissettim. Ben de öyle oluyor yazmak işi. Sabırsızlanıyor ve kağıdına kavuşmak istiyor. Hissiyatımı o an yazdım ve sonra kitabın kalanını bir nefeste bitirdim. Müjdat Gezen’in “Tanıdıklarım” kitabından bahsediyorum. Su gibi akıyor, sohbet eder gibi yazılmış. Hayatımızdan geçmiş, geçmekte olan güzel insanlardan bahsetmiş. Şiddetle…

Babam

Babalar evin direği derler. Halt etmişler. “Baba” Everest’tir aslında. Dimdik ayakta, Uzakta en heybetlisinden karlı dağdır. Dayanaktır. Can’dır. Sonra nefestir Baba… Üzüldüğünde sırtını sıvazlayan, Düştüğünde hemen yanıbaşında, seni ayağa kaldırandır. Kızsan bile yine hep en takdir edilen, En çok gözüne girilmek istenendir. Kahramandır Baba. Nezle bilmeyen, Hastalıkta yatağa düşmeyen, Elleri çizik çizik, Hayata karşı hep…