Cheesecake benim için omlet yapmak gibi. Havadan sudan. O kadar kolay yani… Kolay çünkü zamanında ciddi kafayı taktığım bir tatlıydı. O kadar çok deneme yanılma yaşadım, o kadar çok tarif okudum ki… Cheesecake workshop’larına katılıp, şefe püf nokta vermeye başladığım anda tamam dedim kızım sen bu işi çözdün artık. Kasma daha fazla, takıl git işte…
Yazar: aslif
Pozitif olmasak da mı yaşasak?
Her gün aslında bir mucize! İnanır mısın bugün hep pozitif düşündüm ve çok huzurluyum şu an… Her şey içinde aslında biliyor musun? Sen evrene negatif gönderme yeter… Şöyle düşün böyle ol. Böyle düşün mutlu ol! Hep mutlu hep huzurlu… Lay la lay la lay laaa… Şirinler miyiz biz yahu? Dört yanımız sarılmış pozitif deyişlerle; İyi tarafından…
Ömür dediğin…
Ömür dediğin bugünden yarına kadar… Aslında bu kadar basit. Net Kısa gibi dursa da, Çok uzun aslında. Neresinden bakarsan onu görürsün… Aslında o kadar yalın ki her şey. Onu bu kadar komplike yapan biziz, Bir çok anlam yükleyen biz. Yaşa git halbuki. En temiz, en düz. İnsan gibi ! Sevdiklerinle bugünde kalmaya bak. Düne takılmadan…
Ne kadar Çıplaksın?
Tam olarak ne kadar çıplak olduğunu merak ediyorum. Ya da bir insanın ne kadar soyunuk olabileceğini? Üzerindeki kimlikleri, o kimliklerin getirdiği davranış kalıplarını ne kadar çıkarabiliyorsun? Hangisini giyinmek istediğini söyleyebiliyor musun? Merak işte. Bugün de bunu merak ettim. Kimliklerinin sana yüklediği görevlerinden hoşnut musun? İstifan cebinde mi dolaşıyorsun yoksa? Neden sevmediğin halde yapmaya devam…
Güzel bir Kitaba dair notlarımdır…
Bir uçak yolculuğu sırasında elimdeki kitabın yarısını bitirdiğim an içimde coşan duyguları kağıda dökmek ihtiyacı hissettim. Ben de öyle oluyor yazmak işi. Sabırsızlanıyor ve kağıdına kavuşmak istiyor. Hissiyatımı o an yazdım ve sonra kitabın kalanını bir nefeste bitirdim. Müjdat Gezen’in “Tanıdıklarım” kitabından bahsediyorum. Su gibi akıyor, sohbet eder gibi yazılmış. Hayatımızdan geçmiş, geçmekte olan güzel insanlardan bahsetmiş. Şiddetle…
Eylül
Böyle Polyanna tadında bir yazı yazmak niyetinde değildim. Aslında uzunca süredir aklımda olan başka bir konum da vardı. Ama ne bileyim. Bende yazmak başka türlü bir his. Elime kalemi aldıktan sonra kelimeler kafamdan önce kağıda dökülüyor. Bu hep böyleydi. Çocukluğumdan beri. Yazarken yazı kendi yolunu buluyor ve akıyor işte. O yüzden kafamdaki konuyu başka bir…
Gerçekler vs Hayaller
Müzikleriyle hatırlanan filmler vardır. Belki bu da onlardandır, bilmiyorum gerçekten. Ancak tek emin olduğum Joni Mitchell’ın iliklerime işleyen sesi ve o muhteşem şarkının dümdüz, apaçık sözleri ve elbette Emma Thompson’ın harikulade etkileyici perfomansı. Film çok eski; 2003 yapımı, seyredeli de yıllar oldu. Ancak, kulaklarımda çalmaya devam etti. Hep hatırlattı müzikleriyle kendini. Öyle bir film. Son derece…
Çizmenin Topuğu
Epey bir zamandır aklımdaydı. Epey bir zamandır bu şahane memleketin ben de bıraktığı izi yazmak fikri. Baştan söylemeliyim. Bu klasik bir tatil yazısı değil. Hayatımda o tarz bir yazı yazmadım. Niyet de etmedim, heves de. Öyle bodoslama, içimden geldiği gibi işte. Çizmenin topuğu! Puglia’nın Salento’su… 2 sene üst üste gittik. O kadar sevdik yani. Hem de…
Arafta kalmış bir Kuşak
Şayet bir kuşaktan bahsederken araf kelimesini de aynı cümle içinde kullanacaksak, bu sanırım 70’ler için uygun olacaktır. 70’li yıllarda doğanlar aslında arafta kalmış bir jenerasyondur… Ebeveynlerimiz tarafından “aman dikkat!” önsözü ile büyütüldük. Söylediklerimize hep dikkat ettik! Çok sesli gülmedik, tartışmalarda çok sert çıkışmadık, kurallara hep uyduk. En sıkı muhalif ruhlular tarafından en temkinli şekilde yetiştirildik….
Hayat andan ibaret
Hayatın senden aldıklarından ziyade, ona ne eklediğin önemli olan! Sizce de bu fotoğraf böyle bir çığlık atmıyor mu? Resmi görünce hiç düşünmeden altına bu notumu yazmışım. Merak edenler için bu fotoğrafı Fotis Atelier ‘in instagram sayfamda epey bir vakit önce paylaşmıştım. Etrafınıza şöyle bir bakın. Görmek için bakın ama… Ben bunu yaptığımda çok fazla endişeli, mutsuz, epey…