Yollardayken kelimeler dizi dizi sıralandığında kafamda genelde telefonumu kapıp ya da kağıt kalem ne varsa o an elimde üzerine not alıyorum. Bazen de aldığım notları unutup devam ediyorum. Bugün telefonumdaki notlarımı karıştırırken 20 Eylül tarihli bu karalamalarımı buldum. Aşağıda temize çektim. Sanıyorum o okuduğum makaleden sonra yazmışım uçaktayken daha. Gerçi o makale üzerine bir yazı yazmışım buradan “Pozitif olmasak da mı yaşasak” diye. Bu da ikincisi olsun madem… Vurgu yapmış olalım konuya bu vesile ile…
Her daim mutlu olmak.
Neyin kafasını yaşıyorsunuz diye sormak istiyorum.
Bir insanoğlu insan, hayatının her döneminde mutlu olabilir mi?
Kafanız alıyor mu?
Benim almıyor.
Kusura bakmayın.
Hayatın kendisi inişler ve çıkışlar demek.
Duyularla örülü her bir yanımız
Her şeyi kendi filtrelerimizle algılıyoruz, her olayı kendimize göre yaşıyoruz.
Her tür durum karşısında ise farklı tepkiler veriyoruz.
Neden hissettiklerim icin kendimi bir de suçlu hissedeyim ki? Ya da karşımdakini hissettikleri için yargılayayım?
Ben bunu anlayamıyorum.
Yazılı basın, kişisel gelişim kitapları, workshoplar, iyi hisset seansları vs… Hep pozitif düşün pozitif olsun pompalamaları…
Kardeşim nasıl hissediyorsan onu hissetmeye devam et.
Ve hissettiğin şey için de kendini suçlama
Üzgünsen üzül.
Kızgınsan kızgınsındır zaten
Ağlamak istiyorsan böğürerek lütfen. Buyur burdan mendil al.
Ama uzatma…
Hisset 1 gün, 2 gün, bazen belki daha uzun.
Ama uzatma.
Yaşa o duygunu sonuna kadar ve nasıl hissediyorsan o tonlamada ve sürede… Ama sonra devam et.
Orda takılma, takılı kalma!
“Pozitif düşün” deme ayrıca bana.
Bazen pozitif bazen son derece pesimist düşünebilirim.
Her nasıl düşünürsen düşün, yapışma ona sadece… Geç içinden o duygu ve düşüncelerin.
Uzatmadan
Kısa kes kısaca!
Sonra bir de “elindekilerle mutlu olmam lazım” vs gibi iyice arapsaçına bağlayıp kendi kendine yüklenme…
Relax! kısaca demek gerekirse.
Move on. Bekleme yapmadan…
Çünkü sonra bir bakmışsın sen geçmiş zamanda, hayat ise geleceğin zamanda kalmış…