Yine yazmışım ve fakat post etmemişim. Başlık da koymamışım. Numara dört bir yazı. Yolda eve dönerken şahane kelimeler uçuşuyordu aklımda, şu an net olarak anımsayamadığım. İşte böyle oluyor. O an arabayı kenara çekip, kağıt kalem, klavye parmak girişmem lazım, yoksa gidiyor. Hissi elbet baki ama o anki kelimelerin muazzam dizilimi, o sihir bir şekilde bozuluyor…
Etiket: nefes
Öz Sesimi bulma yolunda
Cihangir Yoga gitmekten keyif aldığım bir yer. Sadece işlerini yapan, düz bir ekip. Küçük bir yer ama ıvır zıvır, ittirmasyon yok. Zorlama yok. İstediğin zaman gidiyorsun, istemediğinde ‘ay pardon biz size sene başında yıllık paket geçirmiştik, iptal edemiyoruz maaalesef’ yok. Kendi programına göre istediğin şekilde organize edebiliyorsun kaydını. Yoga var. Bana iyi geliyor yoga. Ağustos ortasında…
Şimdiden başka zaman yok!
Geçmiş ve geleceğin önemi yok… Şimdiden başka bir zaman da yok! Gerisi hep bizim uydurmamız aslında. Yazıyoruz türlü türlü senaryolar. Kimi geçmişten uzamış gelmiş. Kimi henüz yaşanmamış yarınımıza dair. Senaryo yerine doğaçlama girsek hayata pek bir güzel gelecek her şey. Ekşi Elmalar filmini yeni seyrettim. Olsun seyrettim ama. Siz de seyredin mutlaka. Yılmaz Erdoğan şahıs olarak…
Ruhumun Toksinlerini Attım
Ben kimim? Neyim? Nereye gidiyorum? Bu dünyadaki amacım nedir? Doğru ya. Bir amaç olmalı. Her bir bireyin dünya üzerinde bir etkisi mutlaka olmalı. Negatif veya pozitif. İyi veya kötü. Siyah veya beyaz. Ömrüm boyunca sadece kendi kendime mi hayrım olacak? Sadece kendime ve aileme kadar mı yeteceğim? Peki ya diğerleri? Başkaları için ne yapabilirim? Kendimin…
Nefes
Hayatının hangi zaman diliminde takılırsın? Bugün? Yarın? Yoksa dünde mi? Aslında sanki hiçbiri… Hayatın içinden sadece geçiyoruz gibi … Çoğu zaman da hiçbir zamanını yaşamadan! Öyleeee bomboş. Anda değiliz aslında. Geçiyoruz işte. Direksiyon başında sen olmana rağmen evine ulaştığında o arabayı nasıl kullandığını anımsamamak gibi. Bunu algıladığımız o an bir ürperti oluyordur mutlaka. Ama sadece…