Yollardayken kelimeler dizi dizi sıralandığında kafamda genelde telefonumu kapıp ya da kağıt kalem ne varsa o an elimde üzerine not alıyorum. Bazen de aldığım notları unutup devam ediyorum. Bugün telefonumdaki notlarımı karıştırırken 20 Eylül tarihli bu karalamalarımı buldum. Aşağıda temize çektim. Sanıyorum o okuduğum makaleden sonra yazmışım uçaktayken daha. Gerçi o makale üzerine bir yazı yazmışım…
Etiket: life
Eureka !
Dün gece elimde şahane bir kitap ve kafamdaki arapsaçının her bir çözülen düğümleriyle tam da aynı anda salona doğru koşarak ‘evreka’ diye bağırmak geldi içimden… Eureka ! (evreka diye okunuyor) Çıplak vaziyette değildim elbette. Ve elbette evren için çok da önemli bir keşif değildi benimkisi. Arşimet’e selamlar olsun ancak ben kendime kadar bir keşifte bulunmuştum. Ve…
Ritüeller veya Zencefilli Aşure
Amacım burada yemek bloğu tadında her yeni güne bir tarif post etmek değil. Bunu en başından söyleyeyim. Aklımdan geçenlerin not defteri diye başladım. Onu da yapmaya çalışıyorum. Hayata dair şeyler işte yazılan çizilen… Aşurenin de dönemi malum, denk geldi. Hazır yakalamışken de fırsatını, üzerinden diyeceklerim var. (Bu arada bu yazımı hazırlamışım ancak post etmeyi unuttuğum…
Ömür dediğin…
Ömür dediğin bugünden yarına kadar… Aslında bu kadar basit. Net Kısa gibi dursa da, Çok uzun aslında. Neresinden bakarsan onu görürsün… Aslında o kadar yalın ki her şey. Onu bu kadar komplike yapan biziz, Bir çok anlam yükleyen biz. Yaşa git halbuki. En temiz, en düz. İnsan gibi ! Sevdiklerinle bugünde kalmaya bak. Düne takılmadan…
Ne kadar Çıplaksın?
Tam olarak ne kadar çıplak olduğunu merak ediyorum. Ya da bir insanın ne kadar soyunuk olabileceğini? Üzerindeki kimlikleri, o kimliklerin getirdiği davranış kalıplarını ne kadar çıkarabiliyorsun? Hangisini giyinmek istediğini söyleyebiliyor musun? Merak işte. Bugün de bunu merak ettim. Kimliklerinin sana yüklediği görevlerinden hoşnut musun? İstifan cebinde mi dolaşıyorsun yoksa? Neden sevmediğin halde yapmaya devam…
Gerçekler vs Hayaller
Müzikleriyle hatırlanan filmler vardır. Belki bu da onlardandır, bilmiyorum gerçekten. Ancak tek emin olduğum Joni Mitchell’ın iliklerime işleyen sesi ve o muhteşem şarkının dümdüz, apaçık sözleri ve elbette Emma Thompson’ın harikulade etkileyici perfomansı. Film çok eski; 2003 yapımı, seyredeli de yıllar oldu. Ancak, kulaklarımda çalmaya devam etti. Hep hatırlattı müzikleriyle kendini. Öyle bir film. Son derece…
Çizmenin Topuğu
Epey bir zamandır aklımdaydı. Epey bir zamandır bu şahane memleketin ben de bıraktığı izi yazmak fikri. Baştan söylemeliyim. Bu klasik bir tatil yazısı değil. Hayatımda o tarz bir yazı yazmadım. Niyet de etmedim, heves de. Öyle bodoslama, içimden geldiği gibi işte. Çizmenin topuğu! Puglia’nın Salento’su… 2 sene üst üste gittik. O kadar sevdik yani. Hem de…
Arafta kalmış bir Kuşak
Şayet bir kuşaktan bahsederken araf kelimesini de aynı cümle içinde kullanacaksak, bu sanırım 70’ler için uygun olacaktır. 70’li yıllarda doğanlar aslında arafta kalmış bir jenerasyondur… Ebeveynlerimiz tarafından “aman dikkat!” önsözü ile büyütüldük. Söylediklerimize hep dikkat ettik! Çok sesli gülmedik, tartışmalarda çok sert çıkışmadık, kurallara hep uyduk. En sıkı muhalif ruhlular tarafından en temkinli şekilde yetiştirildik….
Hayat andan ibaret
Hayatın senden aldıklarından ziyade, ona ne eklediğin önemli olan! Sizce de bu fotoğraf böyle bir çığlık atmıyor mu? Resmi görünce hiç düşünmeden altına bu notumu yazmışım. Merak edenler için bu fotoğrafı Fotis Atelier ‘in instagram sayfamda epey bir vakit önce paylaşmıştım. Etrafınıza şöyle bir bakın. Görmek için bakın ama… Ben bunu yaptığımda çok fazla endişeli, mutsuz, epey…
Nefes
Hayatının hangi zaman diliminde takılırsın? Bugün? Yarın? Yoksa dünde mi? Aslında sanki hiçbiri… Hayatın içinden sadece geçiyoruz gibi … Çoğu zaman da hiçbir zamanını yaşamadan! Öyleeee bomboş. Anda değiliz aslında. Geçiyoruz işte. Direksiyon başında sen olmana rağmen evine ulaştığında o arabayı nasıl kullandığını anımsamamak gibi. Bunu algıladığımız o an bir ürperti oluyordur mutlaka. Ama sadece…