Gezegenler acayip açılardan birbirine göz kırparken, sen ne bakarsın öyle boş boşşşş? Sen de bak. Kırpıştır gözünü şöyle yandan yandan. Sen bilirsin yani. Ben de bir takım bakışlar atıyorum elbet, kendimce. Hatta flört ediyorum gezegenlerle. “Gelin de iki lafın belini kıralım” diyorum mesela. İletin diyorlar güzel mesajlarınızı, ben de onu yapmaya gayret ediyorum işte. Kendim…
Etiket: life
Çilek & Meşe
Kırlarda son hızla koşarken, birden koca meşe ağacının karşısında frene basıp patinaj yaparak durdu Çilek. – Selam ! dedi; tüm heybetiyle karşısında duran Meşe ağacına. Sonra da duraksamadan koştu sarıldı, kollarını en kocaman açarak. Bir elektrik akımı tüm yüreğine yayıldı. Isıttı tüm vücudunu. Yayılan enerjiden gözleri doldu, aktı hatta bir kaç damla, göz pınarlarından. Meşe…
Yazmak lazım
Uzunca bir duraklama dönemi oldu biliyorum. Ama artık vücudumunun bir dile gelmediği kaldı. Her bir organımdan uyarı sinyalleri alıyorum. “Artık yeter” diye! “Düşün de bul” diye! “Hayır orası değil bu taraftan gideceksin” diye! “Kendini oyalama artık” diye! Bunlar çok karmaşık, anlamsız gelebilir. Nasıl baktığınla ilgili. Çok uzun zamandır hastalıklar ve onların altında yatan mesajlar konusunda…
Big Little Lies
Ne kadar uzun bir vakit olmuş. Hep aklımda yazmak aslında. Ama elim bir türlü gitmiyordu işte. Gitse de gönlüme birşey düşmüyordu. Ama seviyorum yazmayı. Hayatımda ilk defa belki çok da umrumda olmadan yaptığım için kimbilir. İçimi kusmak gibi. Bunu kimsenin onaylamasına ihtiyacım yok. Kusuyorum işte. Beğenmezsen okumazsın. Evet alenen ortaya hönkürüyorum ne diyeceksem. Ama yine de bunun bir yere…
Mekanlar ve Yüzler
Film Ekimi başladı. Bu sene ne yalan söyleyeyim öncesinden hiç bir filme bakamadım. Öne çıkanlar şu yana dursun, açıp sayfasını inceleyemedim bile. Kafa olarak henüz Ekim ayına dahi giremedim ki 🙂 Sevgili arkadaşım sağolsun. Hazır çalışılmışı ve dahi biletleri alınmışı var dedi. Liste attı. Bugün ilkine gittik. Hava limonata, İstiklal hafif toparlanır gibi. Şantiye yine elbette…
Öz Sesimi bulma yolunda
Cihangir Yoga gitmekten keyif aldığım bir yer. Sadece işlerini yapan, düz bir ekip. Küçük bir yer ama ıvır zıvır, ittirmasyon yok. Zorlama yok. İstediğin zaman gidiyorsun, istemediğinde ‘ay pardon biz size sene başında yıllık paket geçirmiştik, iptal edemiyoruz maaalesef’ yok. Kendi programına göre istediğin şekilde organize edebiliyorsun kaydını. Yoga var. Bana iyi geliyor yoga. Ağustos ortasında…
Tarkan
Yazın başından beri en en en gitmek istediğim konserlerden bir tanesiydi. Buna rağmen gevşek mi gevşek bilet bakma huyumun kurbanı olarak bin tane konser tarihinden bir tanesinde iki adet yanyana koltuk bulamadım. Hatta şöyle ayak ucundan doğru kafamı konser alanına sokabileceğim bir yer bile… Aklım İnönü stadındaki konserinde kalmış. Madonna halt etsin. Kotunu dansçılarına yırttırıp…
Ben Böyleyim
Frank Sinatra – “My Way“, tüm zamanların en en en listemdeki, dinlediğimde tüm hücrelerime kadar işleyebilen bir kaç nadide şarkıdan bir tanesi. Yaşıyor olduğunu suratına suratına çarpar sözleri.. Hayatın son düzlüğünde geriye dönüp baktığında herkesin söylemek isteyeceği sözler aslında. Düşün mesela; günlerden bir gün, belki de ünlü biri olmuşsun mesela. Yaşın da ileri olgunluk mertebesinde…
Hayat ve “anlam” faktörü
Hayata ne çok, ne büyük anlamlar yüklüyoruz? Ne çok bekleyerek geçiyor zaman? Yazın sıcaklar bitsin, kışın soğuklar dinsin. Ay başında olmaz, sonunda yeni bir işe başlanmaz ! Bekleyerek yiten nice kıymetli zamanlar… Bekle, bekle – neyi beklediğini tam da bilemeden çoğu zaman – bekle ve dur bi bekle… Yani yeter beklediğin ! Dal işte hayatına… Dal balıklama,…
Makaron da yaparım Kariyer de !
Sakın ola saat gece ondan sonra makaron yapmaya kalkmayın! Özellikle de ilk defa bu işe soyunacaksanız. Sabahtan niyet etmiştim lakin dolunay malum dalgalı ruh hallerinde başlamayayım şimdi dedim. Kaldı gece yarısına. “Makaron mu? Oha canım” diyenlere “haklısınız” diye cevap veriyorum. Gerçekten de “oha”. Ne gerek var. Divan’ın makaronları var zaten ! Bu arada Divan ve bir de Lizbon’da…