Astrolojik işler

İki astrolog yanyana gelse ve sohbete dalsa, muhtemelen Çinceyi az biraz daha iyi anlarım derim. Astrolojiye yakınlığım teknik anlamda sıfır olsa da hissi anlamda Leyla ile Mecnun gibiyiz. Açıların derecesinin ehemmiyetini, bunun ne anlamlara geldiğini, evleri, ay hallerini falan sormayın bana. Ama senin burcuna Satürn girerse eyvahlar olsun!, Jüpiter girerse allah nazarlardan korusun kardeş diyecek kadar…

Cafe Fernando / Çikolata Parçalı Kurabiye

Amanın dedim az önce içimden içimden. Senenin bittiği bir anda dank edince bugün, dedim kuzum sen neye niyet neye kısmet oldun bu sene? Bir düşün bakalım. Dün geceyarısından beri çatlayan başımı sadece bir ağrı ile doldurmuyorum yani. Düşünceler seli şeklindeyim… Bu seneki niyetlerimden biri Cafe Fernando‘nun kitabındaki tüm tarifleri yapmaktı. Esasen, bir çok tarifini de…

Jeannette

Oh, mon Dieu! Bugüne kadar sıkılarak seyrettiğim, seyrederken uyuyakaldığım çok film olmuştur. Tamamını seyretmeye dayanamayıp orta yerinde kapattıklarım da. Ama bu film, bu kesinlikle başka bir başlık altına girer. Kuvvetle muhtemel de uzun süre o başlık altında tek başına takılır. Oysaki ne güzel başlamıştık Film Ekimine. Jeannette’in yorumları çok da kötü değildi. Fransız dahi yönetmen…

Mekanlar ve Yüzler

Film Ekimi başladı. Bu sene ne yalan söyleyeyim öncesinden hiç bir filme bakamadım. Öne çıkanlar şu yana dursun, açıp sayfasını inceleyemedim bile. Kafa olarak henüz Ekim ayına dahi giremedim ki 🙂 Sevgili arkadaşım sağolsun. Hazır çalışılmışı ve dahi biletleri alınmışı var dedi. Liste attı. Bugün ilkine gittik. Hava limonata, İstiklal hafif toparlanır gibi. Şantiye yine elbette…

Öz Sesimi bulma yolunda

Cihangir Yoga gitmekten keyif aldığım bir yer. Sadece işlerini yapan, düz bir ekip. Küçük bir yer ama ıvır zıvır, ittirmasyon yok. Zorlama yok. İstediğin zaman gidiyorsun, istemediğinde ‘ay pardon biz size sene başında yıllık paket geçirmiştik, iptal edemiyoruz maaalesef’ yok. Kendi programına göre istediğin şekilde organize edebiliyorsun kaydını. Yoga var. Bana iyi geliyor yoga. Ağustos ortasında…

Tarkan

Yazın başından beri en en en gitmek istediğim konserlerden bir tanesiydi. Buna rağmen gevşek mi gevşek bilet bakma huyumun kurbanı olarak bin tane konser tarihinden bir tanesinde iki adet yanyana koltuk bulamadım. Hatta şöyle ayak ucundan doğru kafamı konser alanına sokabileceğim bir yer bile… Aklım İnönü stadındaki konserinde kalmış. Madonna halt etsin. Kotunu dansçılarına yırttırıp…

İdolünü söyle bana…

Dün gazetede Aleyna Tilki diye birisiyle ilgili bir haber okudum. Adını duyuyordum elbet ama kimdir, necidir bilmediğim bir isim. Fikrim yoktu yani. Meğer şarkıcıymış. 16-17 yaşlarında henüz. İdolüm beynim diye büyük büyük laflar demiş. Oturup ye desen sanki yutamaz o kelimeleri. İdolü beyni olan, haftada bir kendini aynada seyretme günü yapan bir şarkıcıymış meğer. Yazıyı…

Ben Böyleyim

Frank Sinatra – “My Way“, tüm zamanların en en en listemdeki,  dinlediğimde tüm hücrelerime kadar işleyebilen bir kaç nadide şarkıdan bir tanesi. Yaşıyor olduğunu suratına suratına çarpar sözleri.. Hayatın son düzlüğünde geriye dönüp baktığında herkesin söylemek isteyeceği sözler aslında. Düşün mesela; günlerden bir gün, belki de ünlü biri olmuşsun mesela. Yaşın da ileri olgunluk mertebesinde…

Brimstone

Geçen haftasonu sinemaya gittim; “Brimstone”. Epeydir dikkatimi çeken bir filmdi. Bununla beraber derdi nedir tam olarak da bilmediğim bir filmdi. Ama afişi falan dikkatimi çekmiş işte bir kere. Gittim. Bir hayli karanlık baştan söyleyeyim. Bir insanın girebileceği en karanlık hallerden potpori yapmış yönetmen. Bir de Hollandalıymış yönetmen. Tak tak tak diye kıvırmadan anlatıyor derdini. Kısaca…

Hayat ve “anlam” faktörü

Hayata ne çok, ne büyük anlamlar yüklüyoruz? Ne çok bekleyerek geçiyor zaman? Yazın sıcaklar bitsin, kışın soğuklar dinsin. Ay başında olmaz, sonunda yeni bir işe başlanmaz ! Bekleyerek yiten nice kıymetli zamanlar…   Bekle, bekle – neyi beklediğini tam da bilemeden çoğu zaman – bekle ve dur bi bekle… Yani yeter beklediğin ! Dal işte hayatına… Dal balıklama,…