Bu turtaya ve altında yazanlara bakıp gözyaşlarına boğulmam normal midir? Yoksa bir korona atağı mı geçiriyorum şu an? Aynen de öyle oldu! Gün bitiminde, ufaklık yattıktan, abisi odasına nadiren çekildikten sonraki saatlerde bakabiliyorum birşeylere; haberlere, instagrama, emaillerime. Akşamla gece arası bir zaman dilimine sıkışıyorum çoğunlukla ben. Ondan öncesi evi temizleyen, yemekleri yapan, ütüleyen, alt değiştiren…
Kategori: Ordan burdan
Ömür dediğin…
Ömür dediğin kaç sene eder? Bilinmez elbet. Bir süre biçmek zor. Ama bu kadar kısa da olmamalı. Henüz ömrünün baharında, henüz yarısını bile doya doya yaşamadan göçmemeli bu dünyadan. Zamansız gidişler, ardında yüreği dağlanan analar bırakır. Allah o analara sabır versin.
Çizgili Pijamalı Bruno, beni mahvettin…
Ahhhh ki ne ah.. Bruno beni mahvetti… Bu kadar derin, hazin, tarihin en acılı, en utanç verici sayfalarında yerini almış, zaman geçtikçe, o sayfalar her açıldığında, insanın kalbinde yarattığı hüzün dalgası asla azalacak gibi olmayan bir dönemi bir çocuğun gözünden bu kadar yalın anlatabilir bir yazar. Adı; John Boyne. Kendisini hiç tanımıyorum. Okuduğum ilk kitabı; “Çizgili…
Niyet
Gezegenler acayip açılardan birbirine göz kırparken, sen ne bakarsın öyle boş boşşşş? Sen de bak. Kırpıştır gözünü şöyle yandan yandan. Sen bilirsin yani. Ben de bir takım bakışlar atıyorum elbet, kendimce. Hatta flört ediyorum gezegenlerle. “Gelin de iki lafın belini kıralım” diyorum mesela. İletin diyorlar güzel mesajlarınızı, ben de onu yapmaya gayret ediyorum işte. Kendim…
Yazmak lazım
Uzunca bir duraklama dönemi oldu biliyorum. Ama artık vücudumunun bir dile gelmediği kaldı. Her bir organımdan uyarı sinyalleri alıyorum. “Artık yeter” diye! “Düşün de bul” diye! “Hayır orası değil bu taraftan gideceksin” diye! “Kendini oyalama artık” diye! Bunlar çok karmaşık, anlamsız gelebilir. Nasıl baktığınla ilgili. Çok uzun zamandır hastalıklar ve onların altında yatan mesajlar konusunda…
Kasım
Yazıp çizemesem de epeydir, hayat tüm hızıyla akıyor benim için son aylarda. Ekim’in gelişini hayal meyal, bitişini kesinlikle anımsamıyorum. Kendimi senenin en sevimsiz ayının içinde, üstelik son derece hazırlıksız buldum bu sene. Sevmem Kasım’ı öteden beri. Demem odur. Hüzündür Kasım. Atam’ın gidişidir, bir de koca bir senenin bitişinin habercisi… Her yanı hüzün kaplı yani. Tam kış…
Astrolojik işler
İki astrolog yanyana gelse ve sohbete dalsa, muhtemelen Çinceyi az biraz daha iyi anlarım derim. Astrolojiye yakınlığım teknik anlamda sıfır olsa da hissi anlamda Leyla ile Mecnun gibiyiz. Açıların derecesinin ehemmiyetini, bunun ne anlamlara geldiğini, evleri, ay hallerini falan sormayın bana. Ama senin burcuna Satürn girerse eyvahlar olsun!, Jüpiter girerse allah nazarlardan korusun kardeş diyecek kadar…
Öz Sesimi bulma yolunda
Cihangir Yoga gitmekten keyif aldığım bir yer. Sadece işlerini yapan, düz bir ekip. Küçük bir yer ama ıvır zıvır, ittirmasyon yok. Zorlama yok. İstediğin zaman gidiyorsun, istemediğinde ‘ay pardon biz size sene başında yıllık paket geçirmiştik, iptal edemiyoruz maaalesef’ yok. Kendi programına göre istediğin şekilde organize edebiliyorsun kaydını. Yoga var. Bana iyi geliyor yoga. Ağustos ortasında…
İdolünü söyle bana…
Dün gazetede Aleyna Tilki diye birisiyle ilgili bir haber okudum. Adını duyuyordum elbet ama kimdir, necidir bilmediğim bir isim. Fikrim yoktu yani. Meğer şarkıcıymış. 16-17 yaşlarında henüz. İdolüm beynim diye büyük büyük laflar demiş. Oturup ye desen sanki yutamaz o kelimeleri. İdolü beyni olan, haftada bir kendini aynada seyretme günü yapan bir şarkıcıymış meğer. Yazıyı…
Ben Böyleyim
Frank Sinatra – “My Way“, tüm zamanların en en en listemdeki, dinlediğimde tüm hücrelerime kadar işleyebilen bir kaç nadide şarkıdan bir tanesi. Yaşıyor olduğunu suratına suratına çarpar sözleri.. Hayatın son düzlüğünde geriye dönüp baktığında herkesin söylemek isteyeceği sözler aslında. Düşün mesela; günlerden bir gün, belki de ünlü biri olmuşsun mesela. Yaşın da ileri olgunluk mertebesinde…