Cihangir Yoga gitmekten keyif aldığım bir yer. Sadece işlerini yapan, düz bir ekip. Küçük bir yer ama ıvır zıvır, ittirmasyon yok. Zorlama yok. İstediğin zaman gidiyorsun, istemediğinde ‘ay pardon biz size sene başında yıllık paket geçirmiştik, iptal edemiyoruz maaalesef’ yok. Kendi programına göre istediğin şekilde organize edebiliyorsun kaydını. Yoga var. Bana iyi geliyor yoga. Ağustos ortasında…
Yazar: aslif
Tarkan
Yazın başından beri en en en gitmek istediğim konserlerden bir tanesiydi. Buna rağmen gevşek mi gevşek bilet bakma huyumun kurbanı olarak bin tane konser tarihinden bir tanesinde iki adet yanyana koltuk bulamadım. Hatta şöyle ayak ucundan doğru kafamı konser alanına sokabileceğim bir yer bile… Aklım İnönü stadındaki konserinde kalmış. Madonna halt etsin. Kotunu dansçılarına yırttırıp…
İdolünü söyle bana…
Dün gazetede Aleyna Tilki diye birisiyle ilgili bir haber okudum. Adını duyuyordum elbet ama kimdir, necidir bilmediğim bir isim. Fikrim yoktu yani. Meğer şarkıcıymış. 16-17 yaşlarında henüz. İdolüm beynim diye büyük büyük laflar demiş. Oturup ye desen sanki yutamaz o kelimeleri. İdolü beyni olan, haftada bir kendini aynada seyretme günü yapan bir şarkıcıymış meğer. Yazıyı…
Ben Böyleyim
Frank Sinatra – “My Way“, tüm zamanların en en en listemdeki, dinlediğimde tüm hücrelerime kadar işleyebilen bir kaç nadide şarkıdan bir tanesi. Yaşıyor olduğunu suratına suratına çarpar sözleri.. Hayatın son düzlüğünde geriye dönüp baktığında herkesin söylemek isteyeceği sözler aslında. Düşün mesela; günlerden bir gün, belki de ünlü biri olmuşsun mesela. Yaşın da ileri olgunluk mertebesinde…
Brimstone
Geçen haftasonu sinemaya gittim; “Brimstone”. Epeydir dikkatimi çeken bir filmdi. Bununla beraber derdi nedir tam olarak da bilmediğim bir filmdi. Ama afişi falan dikkatimi çekmiş işte bir kere. Gittim. Bir hayli karanlık baştan söyleyeyim. Bir insanın girebileceği en karanlık hallerden potpori yapmış yönetmen. Bir de Hollandalıymış yönetmen. Tak tak tak diye kıvırmadan anlatıyor derdini. Kısaca…
Hayat ve “anlam” faktörü
Hayata ne çok, ne büyük anlamlar yüklüyoruz? Ne çok bekleyerek geçiyor zaman? Yazın sıcaklar bitsin, kışın soğuklar dinsin. Ay başında olmaz, sonunda yeni bir işe başlanmaz ! Bekleyerek yiten nice kıymetli zamanlar… Bekle, bekle – neyi beklediğini tam da bilemeden çoğu zaman – bekle ve dur bi bekle… Yani yeter beklediğin ! Dal işte hayatına… Dal balıklama,…
Makaron da yaparım Kariyer de !
Sakın ola saat gece ondan sonra makaron yapmaya kalkmayın! Özellikle de ilk defa bu işe soyunacaksanız. Sabahtan niyet etmiştim lakin dolunay malum dalgalı ruh hallerinde başlamayayım şimdi dedim. Kaldı gece yarısına. “Makaron mu? Oha canım” diyenlere “haklısınız” diye cevap veriyorum. Gerçekten de “oha”. Ne gerek var. Divan’ın makaronları var zaten ! Bu arada Divan ve bir de Lizbon’da…
Bergüzar Korel; güzel insan!
Tam iki ay olmuş bu yazıyı yazalı. Bayağı bir atalet sarmış demek ki beni iki aydan beri. Bir iki düzeltmeden sonra aynen yayınlıyorum yazımı. iyi okumalar; Hiç oldu mu size de? Durup dururken, günlük olağan hallerdeyken mutluluktan, keyiften kahkahalar atmak isteği ile içinizin coştuğu? Sevgili bir dost ile şahane bir filmin ardından yapılan hoş,…
Cafe Fernando/ Vanilyalı Un Kurabiyesi
Kurabiye çok severim. Ama en en sevdiğim açık ara un kurabiyesidir. Bu Venüs retrosu Cafe Fernando denemelerimi de etkiledi elbette. Rehavet bir çöktü ki sorma gitsin. Kitaptan sadece bir tarifi denedim. Aradan bir buçuk ay geçmiş. Oha! 2017’nin dörtte biri bitti bile. Bu arada ama kendime afili bir mikser aldım. Boş durmadım. Son 3 senedir Kitchenaid…
Şimdiden başka zaman yok!
Geçmiş ve geleceğin önemi yok… Şimdiden başka bir zaman da yok! Gerisi hep bizim uydurmamız aslında. Yazıyoruz türlü türlü senaryolar. Kimi geçmişten uzamış gelmiş. Kimi henüz yaşanmamış yarınımıza dair. Senaryo yerine doğaçlama girsek hayata pek bir güzel gelecek her şey. Ekşi Elmalar filmini yeni seyrettim. Olsun seyrettim ama. Siz de seyredin mutlaka. Yılmaz Erdoğan şahıs olarak…