Açıkçası kelimeler çok da yeterli değil, hislerimi nasıl ifade edebilirim bilemiyorum.
Tarihin en karanlık günlerine adı yazılı/kazılı birçok lider var. Okuduk vahşiliklerini, acımasızlıklarını. Bunlar tarihe not ediliyor ki tekrar yaşanmasın, yaşanmış olanlara bakıp ders alınsın. Hitler gelir ilk akla mesela, modern zamanlar içerisindeki en acımasız lider olarak.
Bu zamanların da ötesine evrilmeye çalışan insanlığın, evrildiği sanki doğru ancak içinde “insanlık” barındırmadan. Vicdanın olmadığı bir döneme doğru bir evriliş bu.
Bugüne kadar hep insanlığın önünde sonunda iyiye doğru evrileceğine inancım -şu an bakıldığında çok romantik dursa da- hep tamdı. Bu iyimser bakışım başkaca bir yolda aydınlık göremediğimden çaresizce bir seçimdir de elbette.
Lakin içimdeki tüm ışıklar söndü artık.
Birleşmiş Milletler, NATO, EU – geçersizliğini bu vesileyle ilan etmiş kurumlardır bence. Kapılarına kilit vurulsun. Sonsuza kadar sussunlar öylece, şimdiye kadar nasıl susup sustularsa (!).
Çocuklar ölürken sesini çıkarmayanların bir daha konuşması çok anlamsız.
Bir tarafta barbarlık, kötülük, vahşilik, acımasızlık, vicdansızlık, korkunçluk kavramlarının vücut bulduğu bir hükümetle yönetilen İsrail devleti, diğer tarafta masumiyet, saflık, neşe, can, hayat, gelecek, umut, ışık; “çocuk” dediğinde aklına neler gelirse işte, bir çocuk neyi temsil edebilirse.
Modern zamanların bence sonudur bu. Kapitalizmin, “daha çokçuluğun” her türlüsünün geldiği, insanlık ön şartlarının ortadan kalktığı bir dönemin son perdesi.
Sınanıyoruz şu anda.
İçimizde ne kadar insan zerresi kalmış diye sınanıyoruz. Kıpkırmızı bebek ve çocuk kareleri, çaresiz doktorların, çaresizce elinde o masum bebeklerle yakarışları. Bakmak mümkün değil. Kimsenin kimseye bunu yaşatmaya hakkı yok.
Çocuklara hiç yok.
Ey binbeşyüz yaşındaki devlet başkanları, bu dünya size ait değil, bu canına okuduğunuz, daha çoğu için telef ettiğiniz dünyadan geriye ne kalacaksa hepsi çocukların.
Korkunçsunuz…
Ve bizler, insanım diyenler. Daha ne yaşanmalı? Daha neyi görmeli bu gözler?
Susmayın
Konuşun
Bir şey söyleyin ey insan evladı.
Ne hissediyorsanız söyleyin.
Sadece ne hissettiğinizi söylemeniz bile çok şey değiştirir.
Ben kendi adıma şunu söyleyebilirim.
Çok üzgünüm. Hiç kimse, hiçbir gerekçeyle başka bir canlının, insanın, hele bir çocuğun canını alamaz. Sözde din için bu yapılamaz. Bildiğim, inandığım, okuduğum hiçbir dini inanışta kadına, çocuğa, masuma el uzatma, istismar, şiddet yoktur. Bir kamyonetin arkasına atın kadınları, kolunu bacağını türlü şekilde kırın, tecavüz edin diyen bir Allah bilmiyorum. Hastaneleri bombalayın, küçücük çocukları kan revan içinde vahşice öldürün diyen bir Allah da bilmiyorum.
Hadi vicdanın yetiyorsa bu sefer de konuşma, gün gözüyle kıyametini yaşa dur, ey insanlık!