Bir derdim var …

Haksızlıklara ezelden beri, belki de anne karnına düştüğüm ilk andan beri, iliklerime kadar işlenmiş bir öfke duyuyorum. Zamanında akıtamadığım öfkemi de şimdilerde ziyadesiyle kusuyorum.

Haksızlıkların toplum olarak dip noktasını gördüğümüz bir döneme denk gelmesi belki de tesadüf değil. Belki de gezegenler, ay, yıldızlar öyle istiyor.

Ben bir bireyim.

Ne kadar basit değil mi söylemesi? Ve bunu en yakınının, en uzağının, en tependekinin kabul etmesi her birimizin kuş gibi özgürleşmesi demek. Ve maalesef bunu yapmayı kimse istemiyor.

Ne hissediyorsam güzel demek.

İçimden ne geçiyorsa doğru ve gerçek demek.

Hissettiklerimi önce kendime inkar etmek, -mış gibi davranmak bir yere kadar.

Avaz avaz bağırmak, dertlerimi haykırmak arzum var.

İçime içime soktuğum tüm duygularım başkaldırıyor bana, tüm çabalarıma ve bana rağmen. İsyan ediyorlar.

Tutamıyorum.

Tutmak da istemiyorum aslında sanki.

Tam olarak anlatamıyorum da. Yazdıkça dile gelecekler ama, biliyorum.

Gidemediğime o kadar üzüldüm ki. Geçen haftaki Mor ve Ötesi konserinde ruhum.

Hepimiz adına haykırdılar biliyorum içimizde tutamadığımız tüm dertlerimizi.

PS: Yazıyı Haziran’ın ilk haftası yazmıştım. Ancak yayınlamak yerine taslaklarda bırakmışım. Kimbilir belki bir iki kelime daha edesim vardı. Sanıyorum bir ay geçmiş üzerinden ve o zaman ki ben, ben değilim şu an. Tıpkı dünki ben olmadığım, bir saat önceki ben de olmadığım gibi.

Her an evriliyoruz. Değişmeyen tek şey haksızlıklar ve onlara karşı olan öfkem.

Evet bir derdim var. Hep oldu. Dertler değişti, onlar da evrildi. Ama hepsinin paydasında insan gibi yaşamak vardı. Olacak.

Hayat denen bu gemide hepimiz yolcuyuz ve birbirimize karşı saygılı olmaya mecburuz.

Bir değil, çokça derdim var aslında. Ama sanıyorum listenin en başında özgürlük var.

Ö Z G Ü R C E nefes almak,

Ö Z G Ü R C E yazmak,

Ö Z G Ü R C E yaşamak,

Ö Z G Ü R C E düşünmek,

Ö Z G Ü R C E eğlenmek,

Ö Z G Ü R bir birey olmak,

Ö Z G Ü R olmak var yani.

Bu varsa haksızlıklar da sanıyorum olmayacaktır. Çünkü, karşındakinin de özgür olabildiği bir ortam için saygı da sevgi de beraberinde gelecektir. Yoksa sen özgürsündür ama Ali değil, Ayşe değil. O iş öyle değil işte. Sen özgürsen, Ali de Ayşe de özgür olmalı. Ali ne düşünüyorsa söyleyebilmeli, Ayşe de bunu dinleyebilmeli. Ayşe kendi ihtiyacını kendisi karşılayabilmeli, Ali buna engel olmamalı. Hepimiz derdimizi anlatabilmeliyiz, özgürce nefes alabilmeliyiz ve buna ne Ali ne de Ayşe bozulmamalı.

Özgürlük kollektif bir şey yani, sadece bir kişinin mülkiyetinde olamaz. Olması durumu bir yanılgıdan ibarettir, geçicidir ve hatta baştan geçersizdir.

sevgiyle…

Yorum bırakın