Madeleine/ Cafe Fernando favorim…

Geçen sene boyunca Cafe Fernando‘nun kitabındaki tüm tarifleri yapıp buradan kendime kadar olan yorumlarımı yayınlamaya niyet etmiştim. Niyetim geçerlidir. Sadece geçen senenin içine sığmadı. Buradan yazamadım ancak kitabın yarısını sanıyorum denedim. Denemeye de devam ediyorum. Deneme tarihleriyle not almışım tariflerin  üzerine kendimce notlarımı. Hatta bazılarını defalarca yaptım.

Madeleine (madlen) bunlardan bir tanesi mesela. En sevdiğim keklerden birisi. Kalıbını Türkiye’de bulamadığım için Brugge’den taşımışlığım var. Neden Brugge? Sebebi yok, denk geldi, orada buldum. Yurtdışına çıktığımda mutfak gereçleri mağazalarına rastlarsam kimse beni tutamaz dalarım içeriye. Koca bir mezzaluna taşımışlığım var. Bu da benim takıntım 🙂

Madem öyle kitaptaki Madeleine tarifi ile başlayalım. Tarifi 2017 altı haziran’da denemişim. Kitapta tarif üzerine notum, “şahane!”.  Ben normalde madeleine’i limonlu yapıyordum. Martha Stewart tarifinden kendime bir reçete çıkarmıştım. Melisa aromalısını deneyene kadar limonlusunun en iyisi olduğunu düşünüyordum bir de.

Kitapta üç aroma verilmiş; melisa, lavanta, kiraz çiçeği. Kiraz çiçeği çayına rastlamadım. Bulursam onu da deneyeceğim. Diğer ikisi bizim mutfağın klasiği oldu diyebilirim. Özellikle melisa yaprağının aroması, offfff yani. Tarifte uymadığım tek nokta melisa yaprağını reçetenin yarısı kadar kullandım hep. Birebir kullandığımda tereyağ belirtilen ölçüde kalmıyor. Bununla beraber aromada belirgin bir artış da olmuyor. Gerek yok yani.

Kitaptaki tarifin resmine gönderme mahiyetinde çektim ilk denememim fotoğrafını. Sonrasında birçok madeleine fotoğrafım var elbette.

Yenmek için değil de sanki şefkatle sarmak, seyredalmak için var bu şahane deniz kabuğu sünger kekler. İnsanın içini ısıtan muhteşem bir kek. Sunuşu da çok şık.

Kitabı bitirmedim henüz ama bu benim favorilerimden diyebilirim.

madeleine-tarlasi

Sağolasın Cafe Fernando !

Yorum bırakın