Ne kadar uzun bir vakit olmuş. Hep aklımda yazmak aslında. Ama elim bir türlü gitmiyordu işte. Gitse de gönlüme birşey düşmüyordu. Ama seviyorum yazmayı. Hayatımda ilk defa belki çok da umrumda olmadan yaptığım için kimbilir. İçimi kusmak gibi. Bunu kimsenin onaylamasına ihtiyacım yok. Kusuyorum işte. Beğenmezsen okumazsın.
Evet alenen ortaya hönkürüyorum ne diyeceksem. Ama yine de bunun bir yere varması gibi bir hedefin beni baskı altına almasına izin vermiyorum. Almaya kalktığında belki, duruyorum. Biliçsiz bir bilmişlikle, duruyorum. Kasten. Umrumda olmasa okuyanların ne düşündüğü neden ortaya yazayım ki. İtiraf ediyorum işte. Evet umrumda yazdıklarım hakkında düşündükleriniz. Sadece bu düşüncenin beni çok fazla hakimiyetine almasına izin vermek istemiyorum diyelim ! Bunu hissettiğimde de duruyorum işte.
Evet. Yazmak kendimi daha iyi anlamamı sağlıyor. Kendimi keşfediyorum. Kasten durmuşum bak, beklemişim işte.
——–
Neredeyse bir haftadır eve çakıldım. Kafam dönüyor dönüyor. Vertigo denen illet çoook uzun zamandır uğramıyordu. Şu an kendisinin esareti altında yerimden kıpırdayamıyorum. Gözümü açabildiğim anca son iki gündür Big Little Lies‘ı seyrettim.
Müzikleri ne muhteşem. Müzik çok çok önemli. Seyrettiğini içine nakış gibi işleyen o aslında. Bir filmin müziği iyiyse o iş mutlaka iyi oluyor. Buna kesin kanaat getirdim.
Hepsi şahaneler. Ama Nicole Kidman açık ara. Seyretmek nefis bir keyif. Çok sert bir dizi bu arada. 7 bölüm ve çok net. Son derece çarpıcı, insana dair duygular, yaşananlar.
Sen mükemmel değilsin. Olmak için de çabalama lütfen. İnsansın çünkü. Ve kadınsın elbette. Hata yapabilirsin. Hatalarına takılıp kalma. Seni üzen şeyi de asla kabullenme.
Diren!
-mış gibi yapma. Olduğun gibi ol.
Önce kendine dürüst ol. Sonra hayat olması gerektiği gibi akacaktır.
Demem o ki. Siz de seyredin. Müziklerini de listelerinize ekleyin mutlaka.