Kasım

Yazıp çizemesem de epeydir, hayat tüm hızıyla akıyor benim için son aylarda. Ekim’in gelişini hayal meyal, bitişini kesinlikle anımsamıyorum. Kendimi senenin en sevimsiz ayının içinde, üstelik son derece hazırlıksız buldum bu sene.

Sevmem Kasım’ı öteden beri. Demem odur.

Hüzündür Kasım.

Atam’ın gidişidir,

bir de koca bir senenin bitişinin habercisi…

Her yanı hüzün kaplı yani.

Tam kış denemez, sonbahar hiç. Arada kalmış, sıkışmış bir ay işte…

Üstelik bu senenin Kasımı, çok eskilerden bir dostu, yaşıtımı, hayat dolu bir insanı da beraberinde alıp götürdü.

Hüzünlü bir ay dedim ya işte. Daha en giriş kısmından meymenetsiz çıktı bu sene.

Hayat olağanca hızıyla akarken ve bizler zamanı yakalama derdinde dört nala koşarken oldu bu zamansız terkediş hem de.

Son derece garip duygular içindeyim. Ne hissettiğimi tasvir etmekte ilk defa zorlanıyorum.

Daha önce hiç, bir arkadaşımı kaybetmemişim. Bugün bunu düşündüm sürekli.

Pastacılık atölyesinin son dersinde, enfeksiyon kapmış şişik gözüm ve çikolataya bulanmış her bir yanım ile hayatın tam da ortasında akmaya çalışırken bunu düşündüm. Her zamansız gidişin arkasında bıraktığı bir anne vardır. En çok da annesini düşündüm bugün. Sabır diledim onun için kalbimin en derinlerinden.

Bir arkadaşı kaybetmedim daha önce. Di’li geçmiş zamanlarda yaşayacak bundan böyle bu kahkaha dolu, hayat dolu, neşe dolu güzel insan.

Ne acelen vardı bilmiyorum ancak gittiğin yerde dilerim ki müziğin hiç susmasın…

Ruhun şad olsun.

 

 

not: Fotoğraf © flickr.com/LIN CHIA HUI

Yorum bırakın