Mekanlar ve Yüzler

Film Ekimi başladı.

Bu sene ne yalan söyleyeyim öncesinden hiç bir filme bakamadım. Öne çıkanlar şu yana dursun, açıp sayfasını inceleyemedim bile. Kafa olarak henüz Ekim ayına dahi giremedim ki 🙂

Sevgili arkadaşım sağolsun. Hazır çalışılmışı ve dahi biletleri alınmışı var dedi. Liste attı. Bugün ilkine gittik. Hava limonata, İstiklal hafif toparlanır gibi. Şantiye yine elbette ama daha beterini de gördük. Bu son taş döşenişi olur inşallah. Yetti canımıza. Köylük bir yer yaptılar koca İstiklali. Dolayısıyla, buna da şükür.

Atlas sinemasının artık yıkıldı yıkılacak koltuklarına, koltukların eskiliğine tezat Starbucks bardakları elimizde oturduk.

‘Visages Villages’; İnsana dokunan, net, doğal, kastırmadan bir film. Belgesel gibi. Printer makinesi bagajlı kamyonetleriyle Fransa’yı dolaşan iki şahane insan. Biri seksensekizinde çatlak ve bulanık ama harika gözlü Agnes Varda. Diğeri otuzüçünde sokak sanatçısı, blues brothers gözlüklü JR.

İkisinin şahsına münhasır diyalogları eşliğinde Fransa’yı dolaşıp, fabrika işçisinden, nü mankenine, terkedilmiş kasabalardan, keçi çiftliklerine uzanan bir yol serüvenine dahil oluyorsunuz. Kasaba insanlarına, onların günlük hayatlarına kendilerinin siyah beyaz fotoğraflarıyla dokunmaya çalışan naif iki dahi.

Soğuk briket duvarlarını kendi yüzleriyle, hatta kendi atalarının sararmış fotoğraflarıyla ısıtabildiklerini gören kasabalıların basit ve fakat nefis neşesi son derece bulaşıcıydı. Sihirli bir değnekle sanki, geçtikleri her noktada olağan hayatlara inceden ama kuvvetli ışık tutan bir kadın ve bir adam. Bence ruhlarını bu şekilde besliyorlar.

visages villages3

Kahveden daha çok insanın içini ısıtan bir filme denk geldik. Şansımız yerindeydi yani. Keyifler gıcır, yarını iple çekiyoruz.

Yarın ‘Jeannette’ var. Jean D’arc’ın gençliğine doğru bir filmmiş. Dur bakalım neler bekliyor bizi?

PS: Bu arada JR’ın TED konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim. İlham, umut, ışık verici. Use art to turn the world inside out | JR. 

Yorum bırakın