Ferzan’ın İstanbul Kolajı…

‘Küfür edesim var, tükürükler saçarak hem de’ dersin. Herkese, ama en çok da belki kendine.

‘Haykırasım var aşkımı, bulmuşum işte ömrüme bedel olanı. Eminim hatta’ dersin. İçinde kalsın istemez, gönlünün düştüğü de bilsin istersin. Çaresizce aşkına sarılmak istesen de sarılamazsın işte…

Çocukluğunda haykıramadığın, en sevdiğin olması gereken o en heybetli adama; babana böğürerek ‘senin yüzünden’ diye bağırmak istersin; ‘Keşke beni sarıp sarmalasaydın. Ben senin evladındım. Yine de sevebilseydin ya keşke beni !’. Hiçbir zaman diyemediklerin mutlaka saplanır kalır içinde, en derin yerde. Kapanmaz yarası, kanar durur her müsaitinde.

Ferzan Özpetek’in İstanbul Kırmızısı’nda işte bunları gördüm ben. Çok derinden etkiledi. Çok acıttı. Çocukluğuna, gençliğine, İstanbul’una, belki de babasına olan duygularından oluşan bir kolajdı sanki bu film. Belgesel gibi. Her karakter onun söylemek istediğini haykırdı sanki.

Ferzan Özpetek’in İstanbul’u, kırmızının en acıtan tonlarındaymış meğer, ben bu filmde onu gördüm. Aslında bu bir film değil de onun İstanbul’una ağıt gibiydi. Ferzan Özpetek belgeseli gibi; kendine has, şahane bir anlatımla. Fonda İstanbul’un sesi ve cezbedici güzelliği ile.

Sakın bir dram ya da aşk filmi falan beklemeyin. Öyle dan diye çarpar film suratınıza. Hiç bitmeyebilir. Anlamazsınız belki de hatta. Ama hiç öyle değildi benim için. Çok acıtan, çok boğazını tıkayan bir film. Yakın dostu olsam koşup, sarılıp boynuna hıçkıra hıçkıra ağlardım herhalde. Tüm gece rüyamda o duygularda döndüm durdum. Filmdeki ana karakter, Halit Ergenç’e hayranlığım bin kat daha arttı bu arada. Ne şahane bir oyunculuk.

O kadar yoğun duygu seliydiki film. Düğüm düğüm, darmadağın çıkıyorsunuz sinemadan. Evet çok kopuk. Ama bence sanki amaç da bu değilmiş gibi. O yüzden ta en başında olay örgüsü yok, öyle darmadağın yazılmış diye uyarıyor seyirciyi Orhan’ın ağzından. Kusmuş adeta içinde birikenleri tüm geçmişine dair. Ve sanki kapatmış bu filmle o eski sayfaları.

Seni çok seviyorum Ferzan Özpetek. Hepimizin geçmişinde karanlık, unutmak istediği tarafları, keşkeleri var elbette. Bunu haykırabilmek çok büyük cesaret ister. Şahane bir ilham kaynağısın. Nice hayatlar nefes almadan yaşanıyor oysaki.

Bence sen hayata ışık tutanlardansın.

Sevgiyle kal.

Yorum bırakın