Hepsini sıraya koymaya çalışıyorum ancak düşüşünceler akıp gidiyor. Aslında bir açıdan iyi diğer açıdan huzursuzluk verici. İyi çünkü zaman da akıp gidiyor. Demek ben de o zamanın içinde akıyorum diyorum. Sonra o ses konuşmaya başlıyor. Şunu yapmadın, epeydir yazmadın, oraya gidemedin, şu kitabı okumadın hala diye.
vır vır vır vır…
Olsun ama sen de kara serbest daldın, kartopu oynadın, çocukluğunu hatırladın işte, ne güzel diyorum o sese karşılık, kendi kendime. Sanki o sesin sesi biraz daha kısılır olmaya başladı son günlerde. Bunu farkettikçe daha çok umutlanıyorum.
Gel-git halleri işte. Bu dönemdeki ortak paydamız bu sanki.
Ben bugün başka bir şeyden bahsetmek istiyorum aslında. Yeni istikametim Kuzeye (!) doğru. Çok yeni bir şey öğreniyorum bu ara. Elimdeki her şeye stop dedim. O kadar çok heyecanlandırdı beni. Astolojide Ay Düğümleri denen bir şey varmış. Ve bu çok çok önemliymiş. Tabii ki bu konudaki en tecrübeli astroloğu buldum ve şu an kitabı bana yapışık vaziyette okuyorum.
Bahsettiğim Jan Spiller’ın “Astrology for the Soul” kitabı. Türkçesini okuyorum şu an. D&R’da var; “Ruhsal Astroloji” diye çevrilmiş Türkçe’ye. Astrolojiye benim gibi kendine kadar meraklı olanlara tavsiye ederim. Enteresan bir yerden bakıyor. Haritandaki general kim? Sen aslında hangi yöne doğru gitmelisin ve seni engelleyen, dengesizleştiren eskiden gelen alışkanlıkların neler?
Kitabın başlarında bir yerde şöyle bir cümle vardı; “Yaşam sizin mutlu olmanızı ister”. Tek başına bu cümle bile yeter bence bu kitabı okumaya. Yaşam gerçekten de bizim mutlu olmamızı ister. Sen yeter ki güzel bak. Baktığın göz senin çünkü. Aynı şeye bin kişi baksa ve hepsine sorsanız ne gördüklerini bin farklı şey söyleyeceklerdir. Sen ne görüyorsan aslında o karşındaki. Hiç bu şekilde düşünmüş müydün? Dolayısıyla kötüyse ve hoşuna gitmiyorsa bir şeyler önce kendi içindeki kötüyü temizlemekle başlamalısın işe. İnanıyorum ki herkes bunu yapmaya başladığında kötülük barınacak bir gönül bulamayacak.
Kafamdan geçen bin tane şey var. Bu seneye dair yapmak istediklerim. Düşündüğümde içim fokurduyor. Kalkıp koşmak istiyorum. Kalkıp koşmak isteyecek kadar senin içini fokurdatan ne olabilir? Bugün onu düşünsene sen de. Düşüncesi bile kıpırtılara sebep olacaktır eminim. Hemen cevabı bulamayabilirsin benden söylemesi. Benim aylar sürdü ancak dile geliyorlar 🙂 Kimbilir belki seninkiler daha çabuk konuşmaya başlar.
Gitmek istediğin yöne doğru bak, karşındaki pencereye daya burnunu. Ne görüyorsun? O pencereyi açtığında, hatta kapısını araladığında neler hissedeceğini düşün bir an. Seçim senin.
Pozitif tarafta olmak. Olumlu düşünmek. Anlamadıysan hala, umut etmekten bahsediyorum.
Bir çok depremler yaşamış olabilirsin, eminim başka depremlerin de olacak. Yeter ki içindeki umut ışığı hiç sönmesin. Bazen ışık silikleşebilir. Olsun. Şarj et o zaman. Sıcak soğuk oynar gibi bak kendine. Nerede, ne yaparken o ışık daha bir parlaklaşıyor? Pusulanı bul ve onu takip et işte.
Ha bir de Kuzey Ay Düğümünü öğren bence. Çok enteresan!