Ahhh 90’lar. Gençliğimin ilk yılları 🙂
Çok romantik bir giriş olabilir bu. Öyle olsun bu sefer de. Realist, idealist değil bu sefer romantik olsun istedim…
Realizmin sertliğinden yorulmuş gönüllere gelsin bu yazım o vakit.
90’ların başında üniversite maceramın ilk dönemlerine rastgelen bir albüm. Bugün sorsalar bana, bir adaya düşşen ve yanına alınacak albümleri seç yavrum şimdiden diye. Med Cezir derim. Onlardan bir tanesi mutlaka bu muhteşem albüm olacaktır. Müzik, sözler, teknik lisanını pek bilmem bu sektörün ama her şeyiyle 4-4’lük hatta sevgili kayınvalidemin tabiriyle 5-4’lük bir albüm.
Açtım şimdi bu albümü dinliyorum. O dönem kaset diye birşey vardı 🙂 Bende bu albümün kaseti var. Vay be! Yıllar tokat gibi gelmeyin üzerime…
Şimdiki ajite şarkılar yoktu bizim zamanımızda. Ne şanslıydık biz. Bugünün kulağında tek bir ezgisi bile asılı kalmayan fast food şarkıları gibi değildi onlar. Şarkıları buradan sıralasam eminim müziği kulaklarınızda çalmaya başlayacak.
Kadınım, İstanbul, Uçurtma Bayramları, Yeniden Başla… Peki Orhan Veli’nin Dedikodu’suna ne demeli… Ah Levent Yüksel. Ne muhteşem bir ses seninki. Albüme imzasını atanlara gel sen; Uzay Heparı, Onno Tunç, Fahir Atakoğlu, Sezen Aksu elbette…
Kurtuluşumuz sanatta dostlar. Huzuru orada bulacağız tüm bu kaos bitene kadar. Dünki Ayşe Arman’ın röportajında yumuşacık ve kendine has naifliği ile ne güzel söylemiş Ayşe Kulin. Her kötü rüyanın bittiği bir sabah vardır, bunlar da bitecek diye… Tam olarak bu değildi sözleri belki ama benim aklımda kalanı bunlar oldu. Röportajı açın okuyun.
Kısacası okuyun, dinleyin, seyredin. Buz tutan kalpler yumuşar. Umut ışığı bir köşeden bulur yolunu. Etkisi mutlaka bulaşıcı olacak ve yayılacaktır iyilik, güzellik…
Bütün filmler mutlu sonla biter unutmayın…
Şiirle, şarkıyla, sevgiyle beraber yaşayalım…
