Dün gece elimde şahane bir kitap ve kafamdaki arapsaçının her bir çözülen düğümleriyle tam da aynı anda salona doğru koşarak ‘evreka’ diye bağırmak geldi içimden…
Eureka ! (evreka diye okunuyor)
Çıplak vaziyette değildim elbette.
Ve elbette evren için çok da önemli bir keşif değildi benimkisi.
Arşimet’e selamlar olsun ancak ben kendime kadar bir keşifte bulunmuştum. Ve fakat evrene de ileride faydası dokunacaktır muhakkak. Kelebek etkisine inanıyorum çünkü.
Bambam ve kocam uyduklarından içim kudurarak okudum okudum okudum. Yıllarca aradığı cevapları bulanların delirmişliği halt etsin.
Sorgulayan bir beyne sahipseniz ne güzel. Seviyorum sizi.
Halden anlarsınız o vakit.
Sorgula sorgula kafayı tırlatma noktasında bir çıkış anahtarı.
Alice’in masanın altında bulduğu iksir gibi, diktim ben de tepeme tüm kitabı.
Güzel güzel yanyana dizilmiş içini ısıtan sıcak çikolata söylemleri reddetmiyorum ancak cevapları bilimde arayan bir zihin sistemim var. Bildiğin siyah sert filtre kahve olmuştur hep tercihim.
Kahramanım 1919 doğumlu. Anne Ancelin Schützenberger. Moskova’da doğmuş. Şu anda Paris’te yaşıyor. Dehşet bir hayat hikayesi var. Eğitimlerini saymakla bitirmek mümkün değil. Kadını bulabilsem elini öpeceğim, bağrıma basacağım lakin kemikleri kırılabilir, sevincim o denli şiddetli…
Yanlız benim çok acil Fransızca öğrenmem gerekiyor. Kadının tüm çalışmaları Fransızca ve ben tek Türkçeye çevrilmiş kitabını – “Psikosoybilim” – nasıl buldum ya da nasıl karşıma çıktı bilmiyorum.
Kader denen şeye inanıyorum. Lakin öncelikle sorularını soracaksın. Sonra ister kader de ister karma, karşına dan(!) diye çıkıveriyor cevaplar. Kimi bir kitap kimi bir insan formunda…
Oysa ki sadece Norah Jones’un son çıkan albümünü almak için girmiştim dün D&R‘a…
*Eureka: okunuşu evreka. Yunanca ‘buldum’ anlamına gelir. Yunan bilgin Arşimet‘in, suyun kaldırma kuvvetini bulduğu anda hamamda, üstelik çıplakken ‘evreka‘ diye bağırıp kendini sokaklara atmasından sonra kullanılageldiği söylenir.