Bir uçak yolculuğu sırasında elimdeki kitabın yarısını bitirdiğim an içimde coşan duyguları kağıda dökmek ihtiyacı hissettim. Ben de öyle oluyor yazmak işi. Sabırsızlanıyor ve kağıdına kavuşmak istiyor. Hissiyatımı o an yazdım ve sonra kitabın kalanını bir nefeste bitirdim.
Müjdat Gezen’in “Tanıdıklarım” kitabından bahsediyorum. Su gibi akıyor, sohbet eder gibi yazılmış. Hayatımızdan geçmiş, geçmekte olan güzel insanlardan bahsetmiş. Şiddetle tavsiye ederim. Alın okuyun, sevdiklerinize hediye edin, onlar da okusun.
Kitabın bende bıraktığı etkiyi aynen aşağıda temize çekerek aktarıyorum;
Henüz kitabın yarısını bitirdim. Gülerken daha çok hüzünlendim. Hüzünlendim çünkü bunca güzel insan, çocukluğumun kahramanları çoğu ve çoğu artık yoklar…
Hüzünlendim çünkü ben aslında çok şanslıymışım. Benim canımın parçası canım oğlumun kahramanları, fikir babaları, yazarları, komedyenleri, düşünürleri, özgürce (!) her şeye rağmen, düşündüğünü korkmadan söyleyebilenleri kimler olacak?
Hüzünlendim çünkü, benim kahramanlarımın hepsi birer birer göçmüş, farkında değiliz aslında. Gözlerim yaşlı, boğazım daha çok düğüm düğüm okuyorum bu güzel insanların sende bıraktığı izleri. Meğer hepsi bende de çok güzel hatıralar bırakmışlar.
Korkan, düşündüğünü söylerken bir an duraklayan insanlar – elbet herkesin sebepleri var – ağırlıkta şimdilerde. Korkuyla büyüdük biz. “Aman dikkat!” dedi hep annemiz, babamız. Çocuklarımız duyduğumuz, şahit olduğumuz korku hikayeleriyle büyümesin istiyoruz. Belki ondandır. Kimbilir belki de tam bu sebeple çığlık atmak zamanı. Belki de bu yüzdendir boğazımdaki her bir düğümün sebebi.
Sen çok yaşa emi Müjdat Gezen.
Sen ve senin gibiler.
İyi ki hayatımızda bu kadar güzel izler bırakmışsınız. İyi ki Müjdat Gezen, iyi ki Levent Kırca, Zeki Alasya ile büyümüşüz biz. İyi ki Yılmaz Özdil’i okuma şansına sahibiz. Aslında sadece senin değil, bizim de tanıdıklarımızmış bu güzel insanlar. Hepimizin hayatına çok da güzel dokunmuşlar. Kendi doğrularını, inandıklarını özgürce, her şeye rağmen, eğilmeden ve bükülmeden söyleyebilen insanlara şu anda ne çok ihtiyacımız var. Ama en çok da saygıya, karşındakinin fikrine saygı duymaya.
Bu kitabı okurken anladım. Aslında biz çok şanslı bir kuşakmışız.
Sen çok yaşa emi Müjdat Gezen.
Sen ve senin gibiler.
Umalım ki çocuklarımız da bizler kadar şanslı olsun…