Şayet bir kuşaktan bahsederken araf kelimesini de aynı cümle içinde kullanacaksak, bu sanırım 70’ler için uygun olacaktır.
70’li yıllarda doğanlar aslında arafta kalmış bir jenerasyondur…
Ebeveynlerimiz tarafından “aman dikkat!” önsözü ile büyütüldük. Söylediklerimize hep dikkat ettik! Çok sesli gülmedik, tartışmalarda çok sert çıkışmadık, kurallara hep uyduk. En sıkı muhalif ruhlular tarafından en temkinli şekilde yetiştirildik.
Temkinli şekilde yetiştirildik yetiştirilmesine de. Hırpalanan yine 70’li çocuklardı, bizlerdik… Ebeveynleri kendi dönemlerinde yaşadıkları tüm travmaları bir bir yansıttılar çünkü. Kızgınlıklarını içlerine gömmediler ki hiç. O anda da sonrasında da yaşadık hepsini hep beraber. Mesela, “çocukların psikolojisi etkilenir” diye bir cümle yok benim küçüklüğümden hafızamda yer etmiş. Anca beraber kanca beraber dönemiydi. Gündüz matinelerinde sandalyeler birleşir, çocuklar yanda uyur, anneler masa üstünde göbek atardı. Ve bu son derece olağandı. Çocukların uyku saati, yeme-içme alışkanlığı hak getire. Sigara içilen ortamlarda birebir teneffüs ettik Yeni Harman bilemedin Maltepe’yi.
Çocukluğumuzda anne-babalarımızın sıkıntılarını küçücük beynimizle çözmeye çalışırdık. Kendileriyle ve pişmanlıklarıyla olan kavgaları hiç bitmeyecekti yoksa. Hala bence onların çözemedikleri hesaplarını ödemeye devam ediyoruz. O jenerasyonun tarzı buydu. Yapacak birşey yok. Anca beraber kanca beraber demiştim ya az evvel. Aynen öyleydi dönemin tarzı. Her şey hep birlikte yaşanacak ve tüm bunların ortasında yeralmaya ve sıkışmaya devam edecektik elbette. Kabullenmek şiddetini azaltabilirdi oysa 🙂 Bununla birlikte tüm bu nefes daralmalarımızı kendi çocuklarımıza nasıl yansıtmadan çözebiliriz diye başka bir arada bir yerde sıkışmış durumda bulduk kendimizi şimdilerde.
Araftayız işin özü.
Sadece anne babamız değil elbet; büyüklerimiz derken dönemin siyasilerine de değinmek gerek. Kenan Evren bizim çocukluğumuzun en müstesna portresiydi mesela. Ne olduğunu tam anlayamadığımız, ama gerginliğini, büyüklerin tüm endişe ve korkularını iliklerimize kadar hissettiğimiz bir çocukluk düşünün. Yer etmiştir o dönemin minik beyinlerinde eminim.
Diplomat olacağım dediğimde, benden gizli gizli sınavı kazanamayayım diye dua eden bir annem vardı benim. Düşünün dönemin hepimize yaşattığı travmaları. Herkesin kendi payına düşen hikayeleri vardır. Tek tek örnekleme yapmaya gerek yok.
Şimdilerde ise bu kuşak çoluk çocuk sahibi ve hatta canlı canlı darbe şahidi. Bilinçaltımıza işlemiş tüm endişeler tazelendi bu yaz.
70’lilerin çoğu çekirdek aile şu anda. Daha fazlasına gücü, imkanı, ya da ruhu yetmemiş belki de. Eskiden kalma “doğan büyür” anlayışına doğal olarak karşı duran, son derece sorumluluk sahibi, hatta abartılı şekilde korumacı yeni tip ebeveynler ordusu. Çocukluğuna ait eksikliğini duyduğu her şeyi çocuklarına verebilme telaşındaki ebeveynler ordusu.
Çocuklarımız toplum içinde kendi düşüncesini özgür şekilde ifade edebilmeli, ne istediğini bilmeli, baskılanmamalı, ezilmemeli, sonra bir de spor yapmalı – çünkü spor tüm kötü alışkanlıkların düşmanı – ve elbette en iyi şekilde beslenmeli, sağlıklı büyümeli çünkü. Mesleğini en doğru şekilde ve tabii kendisi seçmeli. Bizler gibi genel kabul görmüş yönlere düşmemeli.
Algısı son derece açık yepyeni bir jenerasyon geliyor. Tamamen düz mantık bir düşünme sistemi ile sorgulayan ve şimdiden canımıza okuyan. Ne mutlu onlara.
70’li çocuklara gelince, onlar genel olarak hep arada kalmaya devam edecekler gibi.
Kendi hayallerinin bile tam olarak ne olduğunu bilmeyen bir kuşak. Temkinli görev adamları. Şimdilerde ruhlarını yoga ve fitness seanları arasında okşamaya çalışan bir kuşak. Vicdan sıkışmalarının bitmesi, kendi öz hayallerinin tespiti için ne gerekiyorsa yapmaya hazır bir kuşak. Nefes terapisi, müzikle terapi, aile dizimi, olmadı mı hipnoz…Alternatif tıp ile kendimizi temizleyeceğiz. Arınacak ve huzur bulacağız.
Bugün bir arkadaşımın güzel bir temennisine cevaben yazdığım cümlemi burada bu vesile ile yineleyeceğim;
Son nefese kadar hayat devam ediyor ve bizi hangi dönemecinde ve nasıl kucaklayacağını ancak pes etmeden, yaşayarak göreceğiz.
Önceki ve sonraki jenerasyon için yapmamız gerekenler tamamlandığında hayat bize de gelecek umarım. Adalet denen bir şey varsa şayet, o zaman bu jenerasyonun emekliliğinin en şahane geçmesi gerek…
– Yazıda görsel olarak kullanılan çalışma David Allen Peters’a ait. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonundan. Fotoğrafı ise bana ait.