Dünya dönüyor lakin sen güneş değilsin…
Ezelden beri süregelen kadın ve erkek olma hallerine selamlar olsun.
Ben erkek gibi büyüdüm.
Zaten erkek olacak diye beklemişler.
İsmim falan her şey hazırmış, o kadar yani.
İki hafta, kız oldum diye isim koyamamışlar.
Hayal kırıklığına bak sen.
Derken beklenen erkek için özenle seçilmiş isme uygun bir düzenleme yapılıvermiş.
Üstelik köylük yerde de değil bayağı İstanbul göbeği Beşiktaş’ta doğmuşum.
Farketmez.
Bugün en medenisinin içinden bile geçiyordur o mağruriyet,
“Oğlum oldu!” derken.
Böyle bir enerji ile hayata gözlerini açmak…
Yurdumun Murphy kanunları…
İşin karşı kıyısı çok farklı elbette…
Orda davullar, zurnalar, esnafa çay çorba ısmarlamalar…
Doğarken başlıyor olay.
Mutfakta kız kardeşi kahveler nasıl olacaktı diye düşüne dursun,
Salonda pipisi ortada dolansın bizim yağız oğlan…
Kodlamalar taaa o noktada başlayınca,
Aile ortamında haliyle çatışmalar oluyor.
Olacaktır da.
Biri Mars’tan diğeri Venüs’ten diye boşuna dememişler…
Sabah bir karikatüre çok güldüm.
Kadın ve adam kanepede oturuyorlar. Kadın, adama dönüp soruyor; “-Ama hep ben konuşuyorum, biraz da sen kendini anlatsana…” Adam cevap veriyor; “-Valla ben süperim işte.”
Süpersin de!
Kendine kadar !
Bana bir faydası yok o süper olma halinin…
Dolayısıyla Venüs’ün çenesine, Mars’ın egosuna vurmuş bu karşıtlık.
Kalpler bir olsun diyelim.